• YDÜ İlahiyat'ta Mesnevi Dersleri devam ediyor

    YDÜ İlahiyat'ta Mesnevi Dersleri devam ediyor

  • Türkiye 7 kıtaya ilahiyat eğitimi ihrac ediyor

    Türkiye 7 kıtaya ilahiyat eğitimi ihrac ediyor

  • Atatürk İlahiyat öğrencileri formasyon için eylem yaptı

    Atatürk İlahiyat öğrencileri formasyon için eylem yaptı

  • YDÜ İlahiyat'ta Niyazî İlahiler

    YDÜ İlahiyat'ta Niyazî İlahiler

  • Uhud Sendromu II

    Uhud Sendromu II

  • 3. Hadis ihtisas toplantısı yapıldı

    3. Hadis ihtisas toplantısı yapıldı

  • Nübüvvet Çalıştayı sonuç bildirgesi

    Nübüvvet Çalıştayı sonuç bildirgesi

  • 2014 İlahiyat DGS ek yerleştirme taban puanları

    2014 İlahiyat DGS ek yerleştirme taban puanları

YDÜ İlahiyat'ta Mesnevi Dersleri devam ediyor

YDÜ İlahiyat'ta Mesnevi Dersleri devam ediyor YDÜ İlahiyat Fakültesi 2014-2015 Eğitim ve Öğretim yılının ilk Mesnevi Seminerini gerçekleştirdi. DEVAMINI OKU..

Türkiye 7 kıtaya ilahiyat eğitimi ihrac ediyor

Türkiye 7 kıtaya ilahiyat eğitimi ihrac ediyor Türkiye'den dünyanın dört bir tarafındaki gençlere eğitim desteği sürüyor. Türkiye Diyanet Vakfı 7 kıtada sürdürdüğü çalışmalarında 100'ü aşkın ülkede eğitim-öğretim faaliyetine devam ediyor. DEVAMINI OKU..

Atatürk İlahiyat öğrencileri formasyon için eylem yaptı

Atatürk İlahiyat öğrencileri formasyon için eylem yaptı Atatürk Üniversitesi İlahiyat Fakültesi öğrencileri pedagojik formasyon verilmesi için fakülte önünde eylem yaptı. DEVAMINI OKU..

YDÜ İlahiyat'ta Niyazî İlahiler

YDÜ İlahiyat'ta Niyazî İlahiler "Niyazi-î Mısrî ve Niyazî İlahîler" konferansı YDÜ İletişim Fakültesi Turuncu Salonda Gerçekleştirildi. DEVAMINI OKU..

Uhud Sendromu II

Uhud Sendromu II Evlerimiz otel konforunu geçmiş lakin Kur’an okunan ev övgüsünden uzaklaşmıştır. Eşya ile mükkemmeleştirilen evler, huzurdan arındırılmış ve huzurdan boşalan her bir metre kareye yeni eşyalar konulmuştur. DEVAMINI OKU..

3. Hadis ihtisas toplantısı yapıldı

3. Hadis ihtisas toplantısı yapıldı Adana''da 3. Hadis Anabilim Dalları İhtisas Toplantısı düzenlendi. DEVAMINI OKU..

Nübüvvet Çalıştayı sonuç bildirgesi

Nübüvvet Çalıştayı sonuç bildirgesi 17-19 Ekim 2014 tarihlerinde Gaziantep Üniversitesi İlahiyat Fakültesi Kelam Anabilim Dalı tarafından “Hz.Peygamber’in Nübüvvetinin Süresi ve Kapsamı” çalıştayı düzenlenmiştir. DEVAMINI OKU..

2014 İlahiyat DGS ek yerleştirme taban puanları

2014 İlahiyat DGS ek yerleştirme taban puanları Aşağıdaki tablodan İlahiyat 2014 DGS bölümüne özel kontenjan sayıları, taban ve tavan puanları, yerleşen adayların başarı sıralamalarına ulaşabilirsiniz. DEVAMINI OKU..
Previous
Next
anadolu-ilahiyat-r1

Sözlükte “haram kılınan, yasaklanan, kutsal olan, saygı duyulan” anlamlarındaki “Muharrem”, savaşmanın haram kabul edildiği dört aydan birinin adıdır. Kur’an-ı Kerim’de “Muharrem” kelimesi ay ismi olarak geçmemekle beraber saldırıya uğrama durumu hariç savaşın haram olduğu aylardan söz edilerek bu aylara saygı gösterilmesi emredilmiştir. Resul-i Ekrem(a.s) haram ayları “Zilka‘de, Zilhicce, Muharrem ve Receb” olarak açıklamıştır.

Muharrem ayının ve özellikle 10. günü olan âşûrâ gününün diğer semavi dinlerde de önemli bir yere sahip olduğu bilinen bir gerçektir. Bu dinlere mensup kişiler, bu aya denk düşen önemli hadiseleri vesile kılarak bu ayı çeşitli etkinliklerle kutlayagelmişlerdir. Hz. Peygamber Efendimiz, Medine’ye hicret ettikten sonra burada yaşayan Yahudilerin Hz. Musa’ya izafeten âşurâ günü oruç tuttuklarını görmüş ve ‘biz Musa’ya sizden daha layığız’ diyerek oruç tutmuşladır. Ancak onlarla benzeşmemek adına bir gün öncesi ve sonrasıyla tutulmasını tavsiye etmişlerdir.

Hz. Hüseyin ile aile mensuplarının 10 Muharrem 61’de Kerbela’da şehit edilmesi üzerine Muharrem ayı başka bir anlam kazanmıştır. Bu ayda Peygamber torunlarına acımasızca katliam yapılması ümmet-i Muhammed nezdinde onulmaz yaralar açmış; o tarihten itibaren bu ay, matem ayı olarak anılagelmiştir. Özellikle İran’da 10 Muharrem’de “taziye” adı verilen törenlerin düzenlenmesi, yas merasimlerinde ağıtların söylenmesi ve “Maktel-i Hüseyin” türü eserlerin okunması geleneksel hale getirilmiştir. Şiîlerin bu günlerde toplu olarak ağlayıp yas tutma, zincirlerle kendilerini dövme şeklindeki matem törenleri günümüze kadar devam etmiştir.

Ehl-i Beyt muhabbetini esas alan ve İslam’ın berrak güzelliğini bizzat Evlad-ı Resul’den alan Müslüman Türkler de bu aya ayrı bir duaadeğer vermişlerdir. Bu ayda oruçlar tutulmuş, dualar edilmiş, her halükarda Ehl-i Beyt mensupları zikredilmiş, ruhları ithâf edilmiştir. Kerbela mezaliminin yüreklerindeki acısıyla kavrulan Alevi-Sünni şairler, ozanlar, edipler en içli ve duygulu eserlerini bu meyanda vermişlerdir. Kerbela olaylarının anlatıldığı mersiyeler ve muharremiyeler, bu gecelerde coşkuyla okunup aziz şehitlerin ruhları şâd edilirken çektikleri acılara bir nebze de olsa iştirak edebilme yoluna gidilmiştir. Bunlardan birinde Âşık Yunus şöyle dile getirir sevgisini ve tasasını: “Şehitlerin ser-çeşmesi, Enbiyanın bağrı başı, Evliyanın gözü yaşı, Hasan ile Hüseyin’dir./ Hazreti Ali babaları, Muhammed’dir dedeleri, Arşın iki küpeleri, Hasan ile Hüseyin’dir./ Kerbela’dır yazıları, Şehid olmuş gazileri, Fatma Ana kuzuları, Hasan ile Hüseyin’dir…”

Anadolu’daki Alevi-Bektaşi geleneğinde de Muharrem ayının özel bir yeri vardır. Osmanlı Devleti zamanında Alevi-Bektaşi ocaklarında ve silsilesi on iki İmamlar yoluyla Hz. Ali’ye ulaşan Sünni tarikatların dergâhlarındaki faaliyetler bir erkânla düzenlenmiştir. Bu ayın özellikle ilk on gününde Kerbela mersiyeleri, Fuzuli’nin ‘Hadikatü’s-Süeda’sı ve benzer eserler okunmuştur. Yine tarihi kayıtlara göre; onundan otuzuna kadar süre içinde tekkelerin âyin gün ve gecelerinde sofralar kurulup aşure dağıtılır, yapılan ayinler sırasında mersiyehanlar ve zakirbaşılar Kerbela mersiyeleri, Ehl-i Beyt ve on iki imam sevgisini terennüm eden manzume ve kasideler okurlardı.

Günümüzde Kerbela Şehitlerinin çektikleri acı ve kederi daha yakından hissetmeye çalışan Alevi-Bektaşi muhitlerde bir takım yaptırımlar söz konusudur. Gücü yetenler bu ayın ilk on veya on iki gününde oruç tutmaya çalışırlar. Bu günlerde zorunlu olmadıkça tıraş olunmaz, eğlence ve keyfi işlere girilmez, lükse kaçan hayvani gıdalardan uzak durulur, su yerine sulu gıdalar tercih edilir, çatal-bıçağın görülmediği mütevazı sofralar kurulur. Yine bu gecelerde ağıtlar, mersiyeler ve nefesler okunur. Yani kısaca, Hz. Peygamberin öpüp kokladığı başa ve taraftarlarına yapılan eziyetler bir anlamda onlarla özdeşleşerek daha bir derinden hissedilmeye çalışılır.

Ehl-i Beyt’e reva görülen bu hain katliam unutulmamaya ve unutturulmamaya çalışılır. Bu münasebetle Hz. Hüseyin’in haksızlık ve insafsızlık karşısındaki dik duruşu nesillere hatırlatılır. Şehitler serdarı İmam Hüseyin’e ve ashabına akıtılan gözyaşının boşa gitmeyeceğine ve ahirette şefaat olunmaya vesile kılınacağına inanılır. Yoğun bir hissiyatla empati yapılarak onlara yapılan eza ve cefa daha yakından gözlemlenir. Bu duygu ve ritüellerle bir daha Kerbela’lar yaşanmaması için gözyaşları içersinde Hak Teâlâ’ya dua ve niyazlarda bulunulur. Oruçların bitiminde aşureler kaynatılır, kurbanlar kesilir. Âşûrâ günü, aynı zamanda Ehl-i Beyt’ten tek kurtulan İmam Zeynelabidin’den dolayı sevinç ve kurtuluş günüdür. Bu nedenle neşe ve sürur içersinde pişirilen aşureler konu-komşu herkese dağıtılır. Kesilen kurbanların etleri özellikle fakir-fukaraya dağıtılarak haneler şenlendirilmeye çalışılır.

Dualar verilerek kaynatılan aşureler afiyetle yendikten sonra yine dua okunarak bitirilir. Aşure yendikten sonra şu dua okunur:

“Bismi Şah, Allah Allah. Elhamdülillah, Elhamdülillah… Nimet-i Celilullah, Bereket-i Halilullah, şefaat kıl ya Resulallah. Erenler sofrası olsun, pir lokması olsun; yiyene helal, yedirene delil olsun. Bu gitti ganisi gele, Hak, Muhammed, Ali bereketini vere. Gittiği yere gam keder getirmeye. Kazanıp getirenlerin, pişirip hizmet edenlerin elleri ayakları dert görmesin, gönülleri keder görmesin. Kerbela’da susuz şehit düşen şühedanın ruhları şâd olsun. Onların ruhlarının aziz hürmetine emeklerimiz boşa gitmesin. Pişirdiğimiz aşure çorbamızı, verdiğimiz lokmalarımızı dergâhında kabul etsin.

Ey Yüce Allah’ım, Hz. Muhammed’in soyuna ilk zulüm eden zalimden son zulüm eden zalime kadar hepsine lanet olsun. Ehl-i Beyt’e ve onun soyuna rahmet olsun. Bizleri de Hz. Muhammed’in şefaatinden mahrum etme. Ya Rabbim, lokma hakkına, sofra hürmetine, erenlerin keremine, cömertlerin demine Hû diyelim.”

İhsan Ünlü

Yorumlarınızı Facebook Eklentimizden yapabilirsiniz.

Türkiye İlahiyat Haritası

Sempozyum

  • nubuvvet17-19 Ekim 2014 tarihlerinde Gaziantep Üniversitesi İlahiyat Fakültesi Kelam Anabilim Dalı tarafından “Hz.Peygamber’in Nübüvvetinin Süresi ve Kapsamı” çalıştayı düzenlenmiştir.

    Devamını oku...

  • sutcuimamİlahiyat fakülteleri Felsefe Tarihi Anabilim Dalı 3. Koordinasyon Toplantısı, Türkiye'nin çeşitli illerinden gelen öğretim üyelerinin katılımı ile Kahramanmaraş’ta düzenlendi.Devamını oku...

  • siirtilahiyiatSiirt Üniversitesi İlahiyat Fakültesi tarafından Tillo Bilim ve Kültür Günleri kapsamında düzenlenen Uluslararası İmam Eş’ari ve Eş’arilik Sempozyumu düzenlendi.Devamını oku...

İLAHİYAT HABERLERİ

  • yakindoguYDÜ İlahiyat Fakültesi 2014-2015 Eğitim ve Öğretim yılının ilk Mesnevi Seminerini gerçekleştirdi.

    Devamını oku...

  • diyanetislTürkiye'den dünyanın dört bir tarafındaki gençlere eğitim desteği sürüyor. Türkiye Diyanet Vakfı 7 kıtada sürdürdüğü çalışmalarında 100'ü aşkın ülkede eğitim-öğretim faaliyetine devam ediyor.

    Devamını oku...

  • ilahiyat-formasyon-eylemiAtatürk Üniversitesi İlahiyat Fakültesi öğrencileri pedagojik formasyon verilmesi için fakülte önünde eylem yaptı.

    Devamını oku...