• Diyanet, Başbakanlığa bağlandı

    Diyanet, Başbakanlığa bağlandı

  • Türkiye'nin yüzde kaçı müslüman

    Türkiye'nin yüzde kaçı müslüman

  • İlahiyat mezunu yöneticilere müjde

    İlahiyat mezunu yöneticilere müjde

  • Türkiye'de bir İmam Hatipli

    Türkiye'de bir İmam Hatipli

  • 21. Yüzyılda Aile Sempozyumu

    21. Yüzyılda Aile Sempozyumu

  • İslam ve Sanat Sempozyumu

    İslam ve Sanat Sempozyumu

  • Yusuf el Karadavi yeniden başkan seçildi

    Yusuf el Karadavi yeniden başkan seçildi

  • İlahiyat'ı tercih etmeleri rahatsız ediyor!

    İlahiyat'ı tercih etmeleri rahatsız ediyor!

Diyanet, Başbakanlığa bağlandı

Diyanet, Başbakanlığa bağlandı Başbakan Ahmet Davutoğlu 62. Hükümet'in ilk Bakanlar Kurulu'nu topladı. Başbakan yardımcılarının görev tanımlamalarının yeniden yapıldığı yeni kabinede Diyanet İşleri Başkanlığı Başbakanlık'a bağlandı. DEVAMINI OKU..

Türkiye'nin yüzde kaçı müslüman

Türkiye'nin yüzde kaçı müslüman Türkiye’nin kıyı bölgelerindeki dindarlık anlayışıyla, ülkenin orta bölgelerindeki dindarlık anlayışının farklılık gösterdiği, Türkiye’de yaşayan insanların yüzde 99.2’sinin ise kendini ‘Müslüman’ olarak tanımladığı kaydedildi. DEVAMINI OKU..

İlahiyat mezunu yöneticilere müjde

İlahiyat mezunu yöneticilere müjde Milli Eğitim Bakanı imzası ile tüm illere bir resmi yazı gönderilerek İlahiyat fakültelerinden mezun olup aynı zamanda DEVAMINI OKU..

Türkiye'de bir İmam Hatipli

Türkiye'de bir İmam Hatipli Devlet ile millet, okumuşlarla halk arasındaki kopukluğu siyasetin gerektirdiği kadar tamir etmek için için 1946 seçimlerinden sonra meşhur laikçi Halk Partisi dindar halka, DEVAMINI OKU..

21. Yüzyılda Aile Sempozyumu

21. Yüzyılda Aile Sempozyumu İnsanlık tarihi kadar köklü bir geçmişe sahip olan aile kurumu, tüm dünyada birtakım kırılmalar yaşamaktadır. DEVAMINI OKU..

İslam ve Sanat Sempozyumu

İslam ve Sanat Sempozyumu Bir medeniyetin esaslı göstergelerinden biri de sanattır. Bir başka deyişle sanat, o medeniyete kaynaklık edip can veren inanç, ahlâk ve dünya görüşü ile yaşayış biçiminin estetik hüviyet kazanmış hâlidir.   DEVAMINI OKU..

Yusuf el Karadavi yeniden başkan seçildi

Yusuf el Karadavi yeniden başkan seçildi Dünya Müslüman Alimler Birliği 4. Dönem Toplantısının bugünkü oturumunda birliğin yeni başkanı belirlendi. DEVAMINI OKU..

İlahiyat'ı tercih etmeleri rahatsız ediyor!

İlahiyat'ı tercih etmeleri rahatsız ediyor! ÖZEL HABER: Malum medya tarafından bir süredir tartışmalara konu edilen Kıbrıs'taki İlahiyat Kolejine yönelik karalama çalışmaları hız kesmeden devam ediyor. DEVAMINI OKU..
Previous
Next

Sözlükte “haram kılınan, yasaklanan, kutsal olan, saygı duyulan” anlamlarındaki “Muharrem”, savaşmanın haram kabul edildiği dört aydan birinin adıdır. Kur’an-ı Kerim’de “Muharrem” kelimesi ay ismi olarak geçmemekle beraber saldırıya uğrama durumu hariç savaşın haram olduğu aylardan söz edilerek bu aylara saygı gösterilmesi emredilmiştir. Resul-i Ekrem(a.s) haram ayları “Zilka‘de, Zilhicce, Muharrem ve Receb” olarak açıklamıştır.

Muharrem ayının ve özellikle 10. günü olan âşûrâ gününün diğer semavi dinlerde de önemli bir yere sahip olduğu bilinen bir gerçektir. Bu dinlere mensup kişiler, bu aya denk düşen önemli hadiseleri vesile kılarak bu ayı çeşitli etkinliklerle kutlayagelmişlerdir. Hz. Peygamber Efendimiz, Medine’ye hicret ettikten sonra burada yaşayan Yahudilerin Hz. Musa’ya izafeten âşurâ günü oruç tuttuklarını görmüş ve ‘biz Musa’ya sizden daha layığız’ diyerek oruç tutmuşladır. Ancak onlarla benzeşmemek adına bir gün öncesi ve sonrasıyla tutulmasını tavsiye etmişlerdir.

Hz. Hüseyin ile aile mensuplarının 10 Muharrem 61’de Kerbela’da şehit edilmesi üzerine Muharrem ayı başka bir anlam kazanmıştır. Bu ayda Peygamber torunlarına acımasızca katliam yapılması ümmet-i Muhammed nezdinde onulmaz yaralar açmış; o tarihten itibaren bu ay, matem ayı olarak anılagelmiştir. Özellikle İran’da 10 Muharrem’de “taziye” adı verilen törenlerin düzenlenmesi, yas merasimlerinde ağıtların söylenmesi ve “Maktel-i Hüseyin” türü eserlerin okunması geleneksel hale getirilmiştir. Şiîlerin bu günlerde toplu olarak ağlayıp yas tutma, zincirlerle kendilerini dövme şeklindeki matem törenleri günümüze kadar devam etmiştir.

Ehl-i Beyt muhabbetini esas alan ve İslam’ın berrak güzelliğini bizzat Evlad-ı Resul’den alan Müslüman Türkler de bu aya ayrı bir duaadeğer vermişlerdir. Bu ayda oruçlar tutulmuş, dualar edilmiş, her halükarda Ehl-i Beyt mensupları zikredilmiş, ruhları ithâf edilmiştir. Kerbela mezaliminin yüreklerindeki acısıyla kavrulan Alevi-Sünni şairler, ozanlar, edipler en içli ve duygulu eserlerini bu meyanda vermişlerdir. Kerbela olaylarının anlatıldığı mersiyeler ve muharremiyeler, bu gecelerde coşkuyla okunup aziz şehitlerin ruhları şâd edilirken çektikleri acılara bir nebze de olsa iştirak edebilme yoluna gidilmiştir. Bunlardan birinde Âşık Yunus şöyle dile getirir sevgisini ve tasasını: “Şehitlerin ser-çeşmesi, Enbiyanın bağrı başı, Evliyanın gözü yaşı, Hasan ile Hüseyin’dir./ Hazreti Ali babaları, Muhammed’dir dedeleri, Arşın iki küpeleri, Hasan ile Hüseyin’dir./ Kerbela’dır yazıları, Şehid olmuş gazileri, Fatma Ana kuzuları, Hasan ile Hüseyin’dir…”

Anadolu’daki Alevi-Bektaşi geleneğinde de Muharrem ayının özel bir yeri vardır. Osmanlı Devleti zamanında Alevi-Bektaşi ocaklarında ve silsilesi on iki İmamlar yoluyla Hz. Ali’ye ulaşan Sünni tarikatların dergâhlarındaki faaliyetler bir erkânla düzenlenmiştir. Bu ayın özellikle ilk on gününde Kerbela mersiyeleri, Fuzuli’nin ‘Hadikatü’s-Süeda’sı ve benzer eserler okunmuştur. Yine tarihi kayıtlara göre; onundan otuzuna kadar süre içinde tekkelerin âyin gün ve gecelerinde sofralar kurulup aşure dağıtılır, yapılan ayinler sırasında mersiyehanlar ve zakirbaşılar Kerbela mersiyeleri, Ehl-i Beyt ve on iki imam sevgisini terennüm eden manzume ve kasideler okurlardı.

Günümüzde Kerbela Şehitlerinin çektikleri acı ve kederi daha yakından hissetmeye çalışan Alevi-Bektaşi muhitlerde bir takım yaptırımlar söz konusudur. Gücü yetenler bu ayın ilk on veya on iki gününde oruç tutmaya çalışırlar. Bu günlerde zorunlu olmadıkça tıraş olunmaz, eğlence ve keyfi işlere girilmez, lükse kaçan hayvani gıdalardan uzak durulur, su yerine sulu gıdalar tercih edilir, çatal-bıçağın görülmediği mütevazı sofralar kurulur. Yine bu gecelerde ağıtlar, mersiyeler ve nefesler okunur. Yani kısaca, Hz. Peygamberin öpüp kokladığı başa ve taraftarlarına yapılan eziyetler bir anlamda onlarla özdeşleşerek daha bir derinden hissedilmeye çalışılır.

Ehl-i Beyt’e reva görülen bu hain katliam unutulmamaya ve unutturulmamaya çalışılır. Bu münasebetle Hz. Hüseyin’in haksızlık ve insafsızlık karşısındaki dik duruşu nesillere hatırlatılır. Şehitler serdarı İmam Hüseyin’e ve ashabına akıtılan gözyaşının boşa gitmeyeceğine ve ahirette şefaat olunmaya vesile kılınacağına inanılır. Yoğun bir hissiyatla empati yapılarak onlara yapılan eza ve cefa daha yakından gözlemlenir. Bu duygu ve ritüellerle bir daha Kerbela’lar yaşanmaması için gözyaşları içersinde Hak Teâlâ’ya dua ve niyazlarda bulunulur. Oruçların bitiminde aşureler kaynatılır, kurbanlar kesilir. Âşûrâ günü, aynı zamanda Ehl-i Beyt’ten tek kurtulan İmam Zeynelabidin’den dolayı sevinç ve kurtuluş günüdür. Bu nedenle neşe ve sürur içersinde pişirilen aşureler konu-komşu herkese dağıtılır. Kesilen kurbanların etleri özellikle fakir-fukaraya dağıtılarak haneler şenlendirilmeye çalışılır.

Dualar verilerek kaynatılan aşureler afiyetle yendikten sonra yine dua okunarak bitirilir. Aşure yendikten sonra şu dua okunur:

“Bismi Şah, Allah Allah. Elhamdülillah, Elhamdülillah… Nimet-i Celilullah, Bereket-i Halilullah, şefaat kıl ya Resulallah. Erenler sofrası olsun, pir lokması olsun; yiyene helal, yedirene delil olsun. Bu gitti ganisi gele, Hak, Muhammed, Ali bereketini vere. Gittiği yere gam keder getirmeye. Kazanıp getirenlerin, pişirip hizmet edenlerin elleri ayakları dert görmesin, gönülleri keder görmesin. Kerbela’da susuz şehit düşen şühedanın ruhları şâd olsun. Onların ruhlarının aziz hürmetine emeklerimiz boşa gitmesin. Pişirdiğimiz aşure çorbamızı, verdiğimiz lokmalarımızı dergâhında kabul etsin.

Ey Yüce Allah’ım, Hz. Muhammed’in soyuna ilk zulüm eden zalimden son zulüm eden zalime kadar hepsine lanet olsun. Ehl-i Beyt’e ve onun soyuna rahmet olsun. Bizleri de Hz. Muhammed’in şefaatinden mahrum etme. Ya Rabbim, lokma hakkına, sofra hürmetine, erenlerin keremine, cömertlerin demine Hû diyelim.”

İhsan Ünlü

Yorumlarınızı Facebook Eklentimizden yapabilirsiniz.

Türkiye İlahiyat Haritası

Sempozyum

  • ondokuzmayisTürkiye’nin kıyı bölgelerindeki dindarlık anlayışıyla, ülkenin orta bölgelerindeki dindarlık anlayışının farklılık gösterdiği, Türkiye’de yaşayan insanların yüzde 99.2’sinin ise kendini ‘Müslüman’ olarak tanımladığı kaydedildi.Devamını oku...

  • semp-aile -kİnsanlık tarihi kadar köklü bir geçmişe sahip olan aile kurumu, tüm dünyada birtakım kırılmalar yaşamaktadır.

    Devamını oku...
  • semp-islam-ve-sanatk-Bir medeniyetin esaslı göstergelerinden biri de sanattır. Bir başka deyişle sanat, o medeniyete kaynaklık edip can veren inanç, ahlâk ve dünya görüşü ile yaşayış biçiminin estetik hüviyet kazanmış hâlidir.

     

    Devamını oku...

İLAHİYAT HABERLERİ

  • yusuf-kardaviDünya Müslüman Alimler Birliği 4. Dönem Toplantısının bugünkü oturumunda birliğin yeni başkanı belirlendi.Devamını oku...

  • ilahiyat-kolejiÖZEL HABER: Malum medya tarafından bir süredir tartışmalara konu edilen Kıbrıs'taki İlahiyat Kolejine yönelik karalama çalışmaları hız kesmeden devam ediyor.

    Devamını oku...
  • ondokuzmayisOndokuz Mayıs Üniversitesi (OMÜ) Uzaktan eğitim Merkezi (UZEM) İlahiyat Programı’nı başarıyla tamamlayan öğrenciler, diplomalarını İlahiyat Fakültesi Salonu’nda yapılan törenle aldılar.

    Devamını oku...