• 66 ilahiyat dekanı: Kaygılıyız!

    66 ilahiyat dekanı: Kaygılıyız!

  • İÖP dernekleşiyor

    İÖP dernekleşiyor

  • Genç İlahiyat Bayburt'ta

    Genç İlahiyat Bayburt'ta

  • Prof. Yaman:

    Prof. Yaman: "Papa tarafgirliğe mahkum olmuş"

  • Uluslararası İlahiyat Başvuruları 10 Nisan'da son

    Uluslararası İlahiyat Başvuruları 10 Nisan'da son

  • RTÜ İlahiyat dekanlığına Prof. Dr. Yavuz atandı

    RTÜ İlahiyat dekanlığına Prof. Dr. Yavuz atandı

  • Bursa Dünya'ya ilahiyatçı yetiştiriyor 2015

    Bursa Dünya'ya ilahiyatçı yetiştiriyor 2015

66 ilahiyat dekanı: Kaygılıyız!

66 ilahiyat dekanı: Kaygılıyız! Bayburt Üniversitesi ev sahipliğinde düzenlenen "22. Türkiye İlahiyat Fakülteleri Dekanları Toplantısı"na katılan 66 dekan, yaptıkları ortak açıklamayla Diyanet İşleri Başkanlığına yönelik tartışmaları değerlendirdi. DEVAMINI OKU..

İÖP dernekleşiyor

İÖP dernekleşiyor İlk olarak 2011 senesinde İzmir Dokuz Eylül Üniversitesi İlahiyat Fakültesi'nin hane sahipliğinde toplanan 17 ilahiyat fakültesi talebe temsilcisinin beraber kurmuş olduğu İlahiyat Öğrencileri Platformu (İÖP) Diyarbakır'da dernekleşme yoluna gitti. DEVAMINI OKU..

Genç İlahiyat Bayburt'ta

Genç İlahiyat Bayburt'ta Diyanet TV, "Genç İlahiyat" programı ile Bayburt Üniversitesi İlahiyat Fakültesi öğrencileriyle buluştu. DEVAMINI OKU..

Prof. Yaman: "Papa tarafgirliğe mahkum olmuş"

Prof. Yaman: Diyanet İşleri Başkanlığı Din İşleri Yüksek Kurulu Sözcüsü Prof. Dr. Yaman: - "Papa Franciscus'un Ermeni iddialarına dair sözleri kendilerini yerelliğe, tarafgirliğe ve adaletsizliğe mahkum etmiş durumdadır." DEVAMINI OKU..

Uluslararası İlahiyat Başvuruları 10 Nisan'da son

Uluslararası İlahiyat Başvuruları 10 Nisan'da son Diyanet İşleri Başkanlığı tarafından koordine edilen ve yurtdışında yaşayan Türk toplumunun çocuklarına yönelik Türkiye’de dini yüksek eğitim imkânı sağlayan Uluslararası İlahiyat Programı, 2014 yılı için başvuru almaya başladı. DEVAMINI OKU..

RTÜ İlahiyat dekanlığına Prof. Dr. Yavuz atandı

RTÜ İlahiyat dekanlığına Prof. Dr. Yavuz atandı Recep Tayyip Erdoğan Üniversitesi İlahiyat Fakültesi Dekanlığına Prof. Dr. Salih Sabri Yavuz atandı. DEVAMINI OKU..

Bursa Dünya'ya ilahiyatçı yetiştiriyor 2015

Bursa Dünya'ya ilahiyatçı yetiştiriyor 2015 Uludağ Üniversitesi (UÜ) İlahiyat Fakültesinde eğitim gören 60 ülkeden yaklaşık 650 yabancı uyruklu öğrenciler skeç sundu, şiir dinletisi gerçekleştirdi.   DEVAMINI OKU..
Previous
Next

Sözlükte “haram kılınan, yasaklanan, kutsal olan, saygı duyulan” anlamlarındaki “Muharrem”, savaşmanın haram kabul edildiği dört aydan birinin adıdır. Kur’an-ı Kerim’de “Muharrem” kelimesi ay ismi olarak geçmemekle beraber saldırıya uğrama durumu hariç savaşın haram olduğu aylardan söz edilerek bu aylara saygı gösterilmesi emredilmiştir. Resul-i Ekrem(a.s) haram ayları “Zilka‘de, Zilhicce, Muharrem ve Receb” olarak açıklamıştır.

Muharrem ayının ve özellikle 10. günü olan âşûrâ gününün diğer semavi dinlerde de önemli bir yere sahip olduğu bilinen bir gerçektir. Bu dinlere mensup kişiler, bu aya denk düşen önemli hadiseleri vesile kılarak bu ayı çeşitli etkinliklerle kutlayagelmişlerdir. Hz. Peygamber Efendimiz, Medine’ye hicret ettikten sonra burada yaşayan Yahudilerin Hz. Musa’ya izafeten âşurâ günü oruç tuttuklarını görmüş ve ‘biz Musa’ya sizden daha layığız’ diyerek oruç tutmuşladır. Ancak onlarla benzeşmemek adına bir gün öncesi ve sonrasıyla tutulmasını tavsiye etmişlerdir.

Hz. Hüseyin ile aile mensuplarının 10 Muharrem 61’de Kerbela’da şehit edilmesi üzerine Muharrem ayı başka bir anlam kazanmıştır. Bu ayda Peygamber torunlarına acımasızca katliam yapılması ümmet-i Muhammed nezdinde onulmaz yaralar açmış; o tarihten itibaren bu ay, matem ayı olarak anılagelmiştir. Özellikle İran’da 10 Muharrem’de “taziye” adı verilen törenlerin düzenlenmesi, yas merasimlerinde ağıtların söylenmesi ve “Maktel-i Hüseyin” türü eserlerin okunması geleneksel hale getirilmiştir. Şiîlerin bu günlerde toplu olarak ağlayıp yas tutma, zincirlerle kendilerini dövme şeklindeki matem törenleri günümüze kadar devam etmiştir.

Ehl-i Beyt muhabbetini esas alan ve İslam’ın berrak güzelliğini bizzat Evlad-ı Resul’den alan Müslüman Türkler de bu aya ayrı bir duaadeğer vermişlerdir. Bu ayda oruçlar tutulmuş, dualar edilmiş, her halükarda Ehl-i Beyt mensupları zikredilmiş, ruhları ithâf edilmiştir. Kerbela mezaliminin yüreklerindeki acısıyla kavrulan Alevi-Sünni şairler, ozanlar, edipler en içli ve duygulu eserlerini bu meyanda vermişlerdir. Kerbela olaylarının anlatıldığı mersiyeler ve muharremiyeler, bu gecelerde coşkuyla okunup aziz şehitlerin ruhları şâd edilirken çektikleri acılara bir nebze de olsa iştirak edebilme yoluna gidilmiştir. Bunlardan birinde Âşık Yunus şöyle dile getirir sevgisini ve tasasını: “Şehitlerin ser-çeşmesi, Enbiyanın bağrı başı, Evliyanın gözü yaşı, Hasan ile Hüseyin’dir./ Hazreti Ali babaları, Muhammed’dir dedeleri, Arşın iki küpeleri, Hasan ile Hüseyin’dir./ Kerbela’dır yazıları, Şehid olmuş gazileri, Fatma Ana kuzuları, Hasan ile Hüseyin’dir…”

Anadolu’daki Alevi-Bektaşi geleneğinde de Muharrem ayının özel bir yeri vardır. Osmanlı Devleti zamanında Alevi-Bektaşi ocaklarında ve silsilesi on iki İmamlar yoluyla Hz. Ali’ye ulaşan Sünni tarikatların dergâhlarındaki faaliyetler bir erkânla düzenlenmiştir. Bu ayın özellikle ilk on gününde Kerbela mersiyeleri, Fuzuli’nin ‘Hadikatü’s-Süeda’sı ve benzer eserler okunmuştur. Yine tarihi kayıtlara göre; onundan otuzuna kadar süre içinde tekkelerin âyin gün ve gecelerinde sofralar kurulup aşure dağıtılır, yapılan ayinler sırasında mersiyehanlar ve zakirbaşılar Kerbela mersiyeleri, Ehl-i Beyt ve on iki imam sevgisini terennüm eden manzume ve kasideler okurlardı.

Günümüzde Kerbela Şehitlerinin çektikleri acı ve kederi daha yakından hissetmeye çalışan Alevi-Bektaşi muhitlerde bir takım yaptırımlar söz konusudur. Gücü yetenler bu ayın ilk on veya on iki gününde oruç tutmaya çalışırlar. Bu günlerde zorunlu olmadıkça tıraş olunmaz, eğlence ve keyfi işlere girilmez, lükse kaçan hayvani gıdalardan uzak durulur, su yerine sulu gıdalar tercih edilir, çatal-bıçağın görülmediği mütevazı sofralar kurulur. Yine bu gecelerde ağıtlar, mersiyeler ve nefesler okunur. Yani kısaca, Hz. Peygamberin öpüp kokladığı başa ve taraftarlarına yapılan eziyetler bir anlamda onlarla özdeşleşerek daha bir derinden hissedilmeye çalışılır.

Ehl-i Beyt’e reva görülen bu hain katliam unutulmamaya ve unutturulmamaya çalışılır. Bu münasebetle Hz. Hüseyin’in haksızlık ve insafsızlık karşısındaki dik duruşu nesillere hatırlatılır. Şehitler serdarı İmam Hüseyin’e ve ashabına akıtılan gözyaşının boşa gitmeyeceğine ve ahirette şefaat olunmaya vesile kılınacağına inanılır. Yoğun bir hissiyatla empati yapılarak onlara yapılan eza ve cefa daha yakından gözlemlenir. Bu duygu ve ritüellerle bir daha Kerbela’lar yaşanmaması için gözyaşları içersinde Hak Teâlâ’ya dua ve niyazlarda bulunulur. Oruçların bitiminde aşureler kaynatılır, kurbanlar kesilir. Âşûrâ günü, aynı zamanda Ehl-i Beyt’ten tek kurtulan İmam Zeynelabidin’den dolayı sevinç ve kurtuluş günüdür. Bu nedenle neşe ve sürur içersinde pişirilen aşureler konu-komşu herkese dağıtılır. Kesilen kurbanların etleri özellikle fakir-fukaraya dağıtılarak haneler şenlendirilmeye çalışılır.

Dualar verilerek kaynatılan aşureler afiyetle yendikten sonra yine dua okunarak bitirilir. Aşure yendikten sonra şu dua okunur:

“Bismi Şah, Allah Allah. Elhamdülillah, Elhamdülillah… Nimet-i Celilullah, Bereket-i Halilullah, şefaat kıl ya Resulallah. Erenler sofrası olsun, pir lokması olsun; yiyene helal, yedirene delil olsun. Bu gitti ganisi gele, Hak, Muhammed, Ali bereketini vere. Gittiği yere gam keder getirmeye. Kazanıp getirenlerin, pişirip hizmet edenlerin elleri ayakları dert görmesin, gönülleri keder görmesin. Kerbela’da susuz şehit düşen şühedanın ruhları şâd olsun. Onların ruhlarının aziz hürmetine emeklerimiz boşa gitmesin. Pişirdiğimiz aşure çorbamızı, verdiğimiz lokmalarımızı dergâhında kabul etsin.

Ey Yüce Allah’ım, Hz. Muhammed’in soyuna ilk zulüm eden zalimden son zulüm eden zalime kadar hepsine lanet olsun. Ehl-i Beyt’e ve onun soyuna rahmet olsun. Bizleri de Hz. Muhammed’in şefaatinden mahrum etme. Ya Rabbim, lokma hakkına, sofra hürmetine, erenlerin keremine, cömertlerin demine Hû diyelim.”

İhsan Ünlü

Yorumlarınızı Facebook Eklentimizden yapabilirsiniz.

Türkiye İlahiyat Haritası

Sempozyum

  • semp osmanli ekonomisiSakarya Üniversitesi İslam Ekonomisi ve Finansı çalıştaylarının dördüncüsü   “İslam İktisadına Osmanlı Tecrübesinden Bakmak” başlığı altında Mart ayı sonunda organize edilecektir.  

    Devamını oku...
  • selcukNecmettin Erbakan Üniversitesi, İslam Medeniyetinde Zaman konulu bir sempozyum düzenliyor. Sempozyum bilgileri aşağıdadır:

    Devamını oku...
  • ktuKaradeniz Teknik Üniversitesi İlahiyat Fakültesi ve Trabzon Müftülüğü, 8-10 Ekim tarihleri arasında "I. Uluslararası Geçmişten Günümüze Trabzon'da Dini Hayat" isimli bir sempozyuma ev sahipliği yapıyor.

    Devamını oku...

İLAHİYAT HABERLERİ

  • 66 ilahiyat dekani kaygiliyizBayburt Üniversitesi ev sahipliğinde düzenlenen "22. Türkiye İlahiyat Fakülteleri Dekanları Toplantısı"na katılan 66 dekan, yaptıkları ortak açıklamayla Diyanet İşleri Başkanlığına yönelik tartışmaları değerlendirdi.Devamını oku...

  • iopİlk olarak 2011 senesinde İzmir Dokuz Eylül Üniversitesi İlahiyat Fakültesi'nin hane sahipliğinde toplanan 17 ilahiyat fakültesi talebe temsilcisinin beraber kurmuş olduğu İlahiyat Öğrencileri Platformu (İÖP) Diyarbakır'da dernekleşme yoluna gitti.Devamını oku...

  • genc ilahiyatDiyanet TV, "Genç İlahiyat" programı ile Bayburt Üniversitesi İlahiyat Fakültesi öğrencileriyle buluştu.Devamını oku...