• Olağanüstü Din Şurası Kararları

    Olağanüstü Din Şurası Kararları

  • Prof. Görmez:

    Prof. Görmez: "İlahiyat fakülteleri özeleştiri yapmalı"

  • Prof. Akpınar:

    Prof. Akpınar: "Hepsi bir değildir"

  • Marmara İlahiyat'tan Gaziler ve Şehit ailelerine anlamlı ziyaret

    Marmara İlahiyat'tan Gaziler ve Şehit ailelerine anlamlı ziyaret

  • "Dokuz Eylül Üniversitesinde Mezuniyet Rezaleti"

  • Cemaatler nasıl siyaset projesine dönüştü?

    Cemaatler nasıl siyaset projesine dönüştü?

  • Bir ilahiyatçı rektörümüz daha oldu

    Bir ilahiyatçı rektörümüz daha oldu

  • "Darbeci İlahiyatçı" Açıklaması

  • İlahiyatçılardan

    İlahiyatçılardan "darbeye hayır" bildirisi

  • 94'lü gençten bir darbe girişimi günlüğü

    94'lü gençten bir darbe girişimi günlüğü

  • Aslında sen de darbecisin!

    Aslında sen de darbecisin!

  • Din İşleri Yüksek Kurulu Üyesinden  imsak vakti açıklaması

    Din İşleri Yüksek Kurulu Üyesinden imsak vakti açıklaması

  • Sahabe bile tartıştı: İmsak vakti ne zaman?

    Sahabe bile tartıştı: İmsak vakti ne zaman?

  • Geleceğin akademisyenleri aranıyor!

    Geleceğin akademisyenleri aranıyor!

  • Arapça İlahiyatlar

    Arapça İlahiyatlar

Olağanüstü Din Şurası Kararları

Olağanüstü Din Şurası Kararları (adsbygoogle = window.adsbygoogle || []).push({}); 15 Temmu darbe girişiminden sonra FETÖ ve benzeri gruplarla mücadele etmek üzere bir araya gelen Olağanüstü Din Şurası toplantısı sona erdi. Toplantı sonunda alınan kararlar şöyle:   DEVAMINI OKU..

Prof. Görmez: "İlahiyat fakülteleri özeleştiri yapmalı"

Prof. Görmez: (adsbygoogle = window.adsbygoogle || []).push({}); Diyanet İşleri Başkanı Mehmet Görmez, "15 Temmuz Darbe Girişimi ve Din İstismarına Karşı Birlik, Dayanışma ve Gelecek Perspektifi" gündemi ile toplanan Olağanüstü Din Şurası'nda konuştu.   DEVAMINI OKU..

Prof. Akpınar: "Hepsi bir değildir"

Prof. Akpınar: (adsbygoogle = window.adsbygoogle || []).push({}); Konya il müftüsü Prof. Dr. Ali Akpınar, "Mekke'nin fethi" ile benzerlik kurduğu 15 Temmuz darbe girişiminin bastırılması karşısında sergilenen tavırlara ilişkin bir yazı kaleme aldı.   DEVAMINI OKU..

Marmara İlahiyat'tan Gaziler ve Şehit ailelerine anlamlı ziyaret

Marmara İlahiyat'tan Gaziler ve Şehit ailelerine anlamlı ziyaret (adsbygoogle = window.adsbygoogle || []).push({}); Marmara Üniversitesi İlahiyat Fakültesi öğretim üyesi ve öğrencileri, 15 Temmuz hain darbe girişiminde vatanı uğruna canını feda eden şehit ve gazi ailelerine ziyaretler gerçekleştirdi. DEVAMINI OKU..

"Dokuz Eylül Üniversitesinde Mezuniyet Rezaleti"

(adsbygoogle = window.adsbygoogle || []).push({}); Dokuz Eylül Üniversitesi İlahiyat Fakültesinin düzenlemiş olduğu mezuniyet töreni ile ilgili bir video ve haber gündeme bomba gibi düştü.  DEVAMINI OKU..

Cemaatler nasıl siyaset projesine dönüştü?

Cemaatler nasıl siyaset projesine dönüştü? (adsbygoogle = window.adsbygoogle || []).push({}); İstanbul 29 Mayıs Üniversitesi Kur’an Araştırmaları Merkezi’nde çalışmalarını yürüten eski Diyanet İşler Başkanı Prof. Dr. Ali Bardakoğlu, İslam’ın esaslarından uzaklaşıp dinde olmayan kutsallıklar peşinde sürüklenenlerin hazin akıbetini kaleme aldı. DEVAMINI OKU..

Bir ilahiyatçı rektörümüz daha oldu

Bir ilahiyatçı rektörümüz daha oldu (adsbygoogle = window.adsbygoogle || []).push({}); Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Türkiye Cumhuriyeti Anayasasının 130. ve 2547 sayılı Yükseköğretim Kanununun 13. maddeleri uyarınca, Yükseköğretim Kurulunun önerdiği adaylar arasından; Cumhuriyet Üniversitesi Rektörlüğüne DEVAMINI OKU..

"Darbeci İlahiyatçı" Açıklaması

(adsbygoogle = window.adsbygoogle || []).push({}); Sakarya Üniversitesi İlahiyat Fakültesi 15 Temmuz gecesi yakalandıktan sonra serbest bırakılan ve darbeyi yönettiği iddia edilen öğretim üyesi hakkında basın açıklaması yayınladı. DEVAMINI OKU..

İlahiyatçılardan "darbeye hayır" bildirisi

İlahiyatçılardan (adsbygoogle = window.adsbygoogle || []).push({}); İlahiyat Fakültesi akademisyenleri, 15 Temmuz darbe girişimini tenkit eder mahiyette bir imza kampanyası başlattı. Şu ana kadar bildiriyi İlahiyat ve İslami İlimler fakültelerinden çok sayıda akademisyen imzaladı. DEVAMINI OKU..

94'lü gençten bir darbe girişimi günlüğü

94'lü gençten bir darbe girişimi günlüğü (adsbygoogle = window.adsbygoogle || []).push({}); Her gün ki gibi bugün de ölmeye hazır değildim. Hazır olmayışım ölümü bekletiyor; ölümsüzlüğü ise kendisine çekiyordu.   DEVAMINI OKU..

Aslında sen de darbecisin!

Aslında sen de darbecisin! (adsbygoogle = window.adsbygoogle || []).push({}); AÇIK açık veya gizli gizli sevindiysen, sen de darbecisin. “Dur bir şey söylemezden önce kimin kazanacağını bir göreyim” dediysen, sen de darbecisin. DEVAMINI OKU..

Din İşleri Yüksek Kurulu Üyesinden imsak vakti açıklaması

Din İşleri Yüksek Kurulu Üyesinden  imsak vakti açıklaması (adsbygoogle = window.adsbygoogle || []).push({}); NEÜ İlahiyat Fakültesi öğretim üyesi ve Din İşleri Yüksek Kurulu Üyesi Prof. Dr. Ahmet Yaman, Ramazan ayının girmesiyle tartışma konusu olan imsak vaktine ilişkin değerlendirmelerde bulundu.   DEVAMINI OKU..

Sahabe bile tartıştı: İmsak vakti ne zaman?

Sahabe bile tartıştı: İmsak vakti ne zaman? (adsbygoogle = window.adsbygoogle || []).push({}); Ramazan ayının gelmesiyle oruç tutanların kafalarını karıştıracak hararetli imsak tartışmaları başladı.   DEVAMINI OKU..

Geleceğin akademisyenleri aranıyor!

Geleceğin akademisyenleri aranıyor! (adsbygoogle = window.adsbygoogle || []).push({}); Anadolu İlahiyat Akademisi, "Geleceğin Akademisyenlerini Arıyoruz" projesini duyurdu.  DEVAMINI OKU..

Arapça İlahiyatlar

Arapça İlahiyatlar (adsbygoogle = window.adsbygoogle || []).push({}); Üniversite ve bölüm tercihi yapacak gençleri ve velilerini heyecan sarmış durumda. Bu meyanda bize sorulan Arapça ilahiyat meselesine topluca bir cevap yazmak şart oldu.  DEVAMINI OKU..
Previous
Next
anadoluilahiyatakademisi

Sözlükte “haram kılınan, yasaklanan, kutsal olan, saygı duyulan” anlamlarındaki “Muharrem”, savaşmanın haram kabul edildiği dört aydan birinin adıdır. Kur’an-ı Kerim’de “Muharrem” kelimesi ay ismi olarak geçmemekle beraber saldırıya uğrama durumu hariç savaşın haram olduğu aylardan söz edilerek bu aylara saygı gösterilmesi emredilmiştir. Resul-i Ekrem(a.s) haram ayları “Zilka‘de, Zilhicce, Muharrem ve Receb” olarak açıklamıştır.

Muharrem ayının ve özellikle 10. günü olan âşûrâ gününün diğer semavi dinlerde de önemli bir yere sahip olduğu bilinen bir gerçektir. Bu dinlere mensup kişiler, bu aya denk düşen önemli hadiseleri vesile kılarak bu ayı çeşitli etkinliklerle kutlayagelmişlerdir. Hz. Peygamber Efendimiz, Medine’ye hicret ettikten sonra burada yaşayan Yahudilerin Hz. Musa’ya izafeten âşurâ günü oruç tuttuklarını görmüş ve ‘biz Musa’ya sizden daha layığız’ diyerek oruç tutmuşladır. Ancak onlarla benzeşmemek adına bir gün öncesi ve sonrasıyla tutulmasını tavsiye etmişlerdir.

Hz. Hüseyin ile aile mensuplarının 10 Muharrem 61’de Kerbela’da şehit edilmesi üzerine Muharrem ayı başka bir anlam kazanmıştır. Bu ayda Peygamber torunlarına acımasızca katliam yapılması ümmet-i Muhammed nezdinde onulmaz yaralar açmış; o tarihten itibaren bu ay, matem ayı olarak anılagelmiştir. Özellikle İran’da 10 Muharrem’de “taziye” adı verilen törenlerin düzenlenmesi, yas merasimlerinde ağıtların söylenmesi ve “Maktel-i Hüseyin” türü eserlerin okunması geleneksel hale getirilmiştir. Şiîlerin bu günlerde toplu olarak ağlayıp yas tutma, zincirlerle kendilerini dövme şeklindeki matem törenleri günümüze kadar devam etmiştir.

Ehl-i Beyt muhabbetini esas alan ve İslam’ın berrak güzelliğini bizzat Evlad-ı Resul’den alan Müslüman Türkler de bu aya ayrı bir duaadeğer vermişlerdir. Bu ayda oruçlar tutulmuş, dualar edilmiş, her halükarda Ehl-i Beyt mensupları zikredilmiş, ruhları ithâf edilmiştir. Kerbela mezaliminin yüreklerindeki acısıyla kavrulan Alevi-Sünni şairler, ozanlar, edipler en içli ve duygulu eserlerini bu meyanda vermişlerdir. Kerbela olaylarının anlatıldığı mersiyeler ve muharremiyeler, bu gecelerde coşkuyla okunup aziz şehitlerin ruhları şâd edilirken çektikleri acılara bir nebze de olsa iştirak edebilme yoluna gidilmiştir. Bunlardan birinde Âşık Yunus şöyle dile getirir sevgisini ve tasasını: “Şehitlerin ser-çeşmesi, Enbiyanın bağrı başı, Evliyanın gözü yaşı, Hasan ile Hüseyin’dir./ Hazreti Ali babaları, Muhammed’dir dedeleri, Arşın iki küpeleri, Hasan ile Hüseyin’dir./ Kerbela’dır yazıları, Şehid olmuş gazileri, Fatma Ana kuzuları, Hasan ile Hüseyin’dir…”

Anadolu’daki Alevi-Bektaşi geleneğinde de Muharrem ayının özel bir yeri vardır. Osmanlı Devleti zamanında Alevi-Bektaşi ocaklarında ve silsilesi on iki İmamlar yoluyla Hz. Ali’ye ulaşan Sünni tarikatların dergâhlarındaki faaliyetler bir erkânla düzenlenmiştir. Bu ayın özellikle ilk on gününde Kerbela mersiyeleri, Fuzuli’nin ‘Hadikatü’s-Süeda’sı ve benzer eserler okunmuştur. Yine tarihi kayıtlara göre; onundan otuzuna kadar süre içinde tekkelerin âyin gün ve gecelerinde sofralar kurulup aşure dağıtılır, yapılan ayinler sırasında mersiyehanlar ve zakirbaşılar Kerbela mersiyeleri, Ehl-i Beyt ve on iki imam sevgisini terennüm eden manzume ve kasideler okurlardı.

Günümüzde Kerbela Şehitlerinin çektikleri acı ve kederi daha yakından hissetmeye çalışan Alevi-Bektaşi muhitlerde bir takım yaptırımlar söz konusudur. Gücü yetenler bu ayın ilk on veya on iki gününde oruç tutmaya çalışırlar. Bu günlerde zorunlu olmadıkça tıraş olunmaz, eğlence ve keyfi işlere girilmez, lükse kaçan hayvani gıdalardan uzak durulur, su yerine sulu gıdalar tercih edilir, çatal-bıçağın görülmediği mütevazı sofralar kurulur. Yine bu gecelerde ağıtlar, mersiyeler ve nefesler okunur. Yani kısaca, Hz. Peygamberin öpüp kokladığı başa ve taraftarlarına yapılan eziyetler bir anlamda onlarla özdeşleşerek daha bir derinden hissedilmeye çalışılır.

Ehl-i Beyt’e reva görülen bu hain katliam unutulmamaya ve unutturulmamaya çalışılır. Bu münasebetle Hz. Hüseyin’in haksızlık ve insafsızlık karşısındaki dik duruşu nesillere hatırlatılır. Şehitler serdarı İmam Hüseyin’e ve ashabına akıtılan gözyaşının boşa gitmeyeceğine ve ahirette şefaat olunmaya vesile kılınacağına inanılır. Yoğun bir hissiyatla empati yapılarak onlara yapılan eza ve cefa daha yakından gözlemlenir. Bu duygu ve ritüellerle bir daha Kerbela’lar yaşanmaması için gözyaşları içersinde Hak Teâlâ’ya dua ve niyazlarda bulunulur. Oruçların bitiminde aşureler kaynatılır, kurbanlar kesilir. Âşûrâ günü, aynı zamanda Ehl-i Beyt’ten tek kurtulan İmam Zeynelabidin’den dolayı sevinç ve kurtuluş günüdür. Bu nedenle neşe ve sürur içersinde pişirilen aşureler konu-komşu herkese dağıtılır. Kesilen kurbanların etleri özellikle fakir-fukaraya dağıtılarak haneler şenlendirilmeye çalışılır.

Dualar verilerek kaynatılan aşureler afiyetle yendikten sonra yine dua okunarak bitirilir. Aşure yendikten sonra şu dua okunur:

“Bismi Şah, Allah Allah. Elhamdülillah, Elhamdülillah… Nimet-i Celilullah, Bereket-i Halilullah, şefaat kıl ya Resulallah. Erenler sofrası olsun, pir lokması olsun; yiyene helal, yedirene delil olsun. Bu gitti ganisi gele, Hak, Muhammed, Ali bereketini vere. Gittiği yere gam keder getirmeye. Kazanıp getirenlerin, pişirip hizmet edenlerin elleri ayakları dert görmesin, gönülleri keder görmesin. Kerbela’da susuz şehit düşen şühedanın ruhları şâd olsun. Onların ruhlarının aziz hürmetine emeklerimiz boşa gitmesin. Pişirdiğimiz aşure çorbamızı, verdiğimiz lokmalarımızı dergâhında kabul etsin.

Ey Yüce Allah’ım, Hz. Muhammed’in soyuna ilk zulüm eden zalimden son zulüm eden zalime kadar hepsine lanet olsun. Ehl-i Beyt’e ve onun soyuna rahmet olsun. Bizleri de Hz. Muhammed’in şefaatinden mahrum etme. Ya Rabbim, lokma hakkına, sofra hürmetine, erenlerin keremine, cömertlerin demine Hû diyelim.”

İhsan Ünlü

Yorumlarınızı Facebook Eklentimizden yapabilirsiniz.