• Beni müftü yaptınız, vekil de yaparsınız

    Beni müftü yaptınız, vekil de yaparsınız

  • Gurbetin Din Elçileri

    Gurbetin Din Elçileri

  • Aktif hezeyan ve şizofrenik özellikler taşıyor

    Aktif hezeyan ve şizofrenik özellikler taşıyor

  • İslami açıdan, internet nasıl kullanılmalı?

    İslami açıdan, internet nasıl kullanılmalı?

  • Yemen'de neler oluyor?

    Yemen'de neler oluyor?

  • Selçuklu Medeniyeti seminerleri gerçekleştirildi

    Selçuklu Medeniyeti seminerleri gerçekleştirildi

  • Prof. Dr. Sıtkı Gülle Medine'de vefat etti

    Prof. Dr. Sıtkı Gülle Medine'de vefat etti

Beni müftü yaptınız, vekil de yaparsınız

Beni müftü yaptınız, vekil de yaparsınız Samsun’un sıra dışı, fenomen müftüsü Yard. Doç. Dr. Hayrettin Öztürk, 7 Haziran seçimlerinde bu ili temsilen milletvekili olmak için AK Parti’ye aday adaylığı başvurusunda bulundu. DEVAMINI OKU..

Gurbetin Din Elçileri

Gurbetin Din Elçileri Türkiye Diyanet Vakfı, Uluslararası İlahiyat Programı ile gurbetçilere ilahiyat eğitiminin kapılarını açıyor. DEVAMINI OKU..

Aktif hezeyan ve şizofrenik özellikler taşıyor

Aktif hezeyan ve şizofrenik özellikler taşıyor Çukurova Üniversitesi İlahiyat Fakültesi'nden Prof. Mustafa Öztürk: "Gülen'de azıcık bir vicdan kalmışsa bu oluşturduğu bu büyük tahribattan dolayı bir özeleştiri yapar. DEVAMINI OKU..

İslami açıdan, internet nasıl kullanılmalı?

İslami açıdan, internet nasıl kullanılmalı? Sakarya Üniversitesi (SAÜ) İlahiyat Fakültesi Öğretim Üyesi Doç. Dr. Soner Duman, internet kullanımında gerçek hayatta geçerli olan İslami ve ahlaki ilkelere riayet edilmesi gerektiğini söyledi. DEVAMINI OKU..

Yemen'de neler oluyor?

Yemen'de neler oluyor? Şerh ve Arzuhal: Geçen hafta el-cezire’nin Türkçe sitesine Yemen’deki deneyimlere ve yazdıklarıma dayanarak son gelişmelere dair bir yazı kaleme almıştım. DEVAMINI OKU..

Selçuklu Medeniyeti seminerleri gerçekleştirildi

Selçuklu Medeniyeti seminerleri gerçekleştirildi NEÜ İlahiyat Fakültesi Mevlana Amfisinde Selçuklu Medeniyeti Seminerlerinin birincisi gerçekleştirildi. DEVAMINI OKU..

Prof. Dr. Sıtkı Gülle Medine'de vefat etti

Prof. Dr. Sıtkı Gülle Medine'de vefat etti İstanbul Üniversitesi İlahiyat Fakültesi Öğretim Üyesi Prof.Dr.Sıtkı Gülle, Umre ziyareti için bulunduğu Medine-i Münevvere'de vefat etti. DEVAMINI OKU..
Previous
Next
Bu sorular önemlidir. Konuyu geniş kapsamlı ve arka planını görmeye çalışarak ortaya koymak gerekir. Birincisi; merkezi ezan sistemi 28 Şubat'ın ürünlerinden birisidir. Daha önceleri bir yerlerde gündeme gelmişse de yoğun olarak bu dönemde fiiliyata geçmiştir. İkincisi; ezandan bazı nezaket-terbiye yoksunu kimselerin rahatsızlığı evvelden beri bilinmektedir. Üçüncüsü; merkezi vaaz da bu dönemde uygulamaya başlamıştır.

Merkezi ezanı uygulamak isteyenler şunu ileri sürmekteydiler: "bazı müezzinler çirkin seslere sahiptir. Ezanı çok kötü bir sesle okumaktadırlar vs. bunun önüne geçilmesi gerekir. Sabahları çok uzun süre ezan okunmaktadır gibi…"

Bazı müezzin-imamların güzel ezan okuyamadıkları doğrudur. Bunlar bir şehirdeki görevlilerin ortalama % 20-30’u kadardır. Diğerleri ezanı gereğince okuyabilirler. Bu % 30’luk görevli oranının üç-beş ay eğitim verilip yetiştirilmesi niçin hiç düşünülmemiş de çok büyük masraflar yapılarak merkezi sisteme geçilmiştir. Velev ki eğitim alıp sesi hiç müsait olmayan üç-beş kişiye de şehirlerde ezan okutulmasın. Sıkıntı çözülmüş olur üzüm yemek isterseniz. Ayrıca sabah ezanları belli bir sınırlamaya tabi tutulur. Şöyle ki, “ezan güneşe 60 ile 45 dakika kala arası okunacaktır, geç kalanlar okumasınlar” mealinde bir yönetmelik bunu çözecektir. Denetim de yapılırsa sorun kalmayacaktır.

Zararlarına gelince: Birincisi bu olayın şehirler ve kırsal kesimlerde ortaya çıkardığı problemler farklıdır. Şehirler maddi dünyanın-dünyevileşmenin olabildiğince insanları-kalpleri-zihinleri kuşattığı mekânlar olmuşlardır. Bu kuşatmayı bir nebze olsun aralayacak kapılardan birisi 10-15 dakika süren güzel ezanlar olabilecek ve bu da şehre manevi bir huzur verecektir. Dinin toplumsal varlığı-görünürlüğü devam edegelecektir. Merkezi ezan uygulamasıyla ezan zar-zor duyulacak ve ses kalitesizliği-cızırtısı mekanik bir hayatın içinde kaybolan insanları daha da rahatsız edeceği gibi işin feyzi de kalmayacaktır. Bunların farkını anlamak için iki farklı uygulamanın olduğu şehirlerde bulunulmasını hararetle tavsiye ederim. Zira gök ile yer arasındaki farkı anlayacak ve daha doğrusu hissedeceksiniz.

Kırsal kesime gelince:

A-Olayın cızırtı veya müzik yayını burada da vardır. Hem de daha fazla olarak...

B-Merkezden ezan okunduğunda imamın camide olup olmadığını bilinmemektedir. İmam camide yoksa -İnsanlık hali işi olabilir veya ihmalkârlık yapmıştır- camiye gidip namaz kılmadan geri dönüyorsunuz. Hemen cami-imam ile cemaat arasına soğukluk giriyor. Böylece imama saygı da azalmakta camiye-cemaate olan muhabbet de yok olmaktadır. Bu çok büyük bir kırılmadır. Bundan dolayı cemaat camiden uzak durmakta, imam da cemaat azalınca veya olmayınca şevki kırılmaktadır. Cemaat imam olmadığı için, imam cemaat olmadığı için cemaat olma şuuru zayıflamaktadır. Böylece ortaya bir kısır döngü çıkmaktadır.

C- bu sistem imamları tembelliğe sevk etmektedir. Zaten din görevliliği tembelliğe meyyal olanları hukuken zorlamamaktadır. Yani aktif bir cemaatiniz yoksa başka bir dert-davanız da bulunmuyorsa tembelleşmeniz işten bile değildir.

D- Bayramlarda imam olmayınca merkezden ezan olması mantıklı bulunabilir. Peki, namazları kim kıldıracak? İnsanlar nasıl bir araya gelecekler? Cami resmi bir daire değil ki bugün kapalı olursa yarın halledilsin. İşin doğrusu imam camide bulunmuyorsa cemaat camiye sahip çıkacak ve imamı aratmayacak bir ortamı oluşturacaktır. Yani cami-cemaat ilişkisi ile ortMezzinaya çıkan toplumsal yapı devamlılığı gerektirir. Böylece her cemaat içerisinde imam olmayınca bunu yerine getirecek kişilerin yetiştirilmesi, dolayısıyla dini öğretimin toplumun çoğuna yayılması mümkün hatta gerekli hale gelecektir.

Merkezi vaaz da, "vaaz yapılmayan camiler var bunlara ulaşılması lazım” ve "maksadı aşan "imamlar var bunun önüne geçilmesi lazım vs." söylemiyle uygulamaya konulmuştu.

A-Merkezi vaaz pedagoji açısından, cemaat psikolojisi açısından hiç verimli değildir. Aksine olumsuz etkisi çoktur. Düşünün ki duvar size konuşuyor, hoparlörün bundan ne farkı var. Zira siz bilimsel bir konferans veya basın açıklaması dinlemiyorsunuz. Gözünüz, kalbiniz ve kulağınızla manevi bir atmosfer içinde gönül pasını almak için bulunmaktasınız. Yapılan nasihat aklınızdan önce kalbinizi okşaması gerekir. Aynı şekilde hocanın jest-mimiklerini, tebessümünü, tevazusunu görebilmelisiniz.

B-Merkezi vaaz konu-sunum açısından da problemlidir. Hitap edeceğiniz topluluk aynı değildir. İçinde birçok farklılığı barındırmaktadır. Aynı "gündemi-önceliği" yoktur. Aynı ekonomik-sosyal-eğitim düzeyine, dini anlayışa-bilgiye sahip değildir. Mesela bütün şehirlerimizde ekonomik darboğaz içindeki varoşlarla ekonominin kalbinin attığı yerleri kıyaslayın. Üniversite camileri ile diğer okul sıkıntısı olan mahalle camileri kıyaslayın. Dini heyecanın yoğun olduğu semtlerle diğerlerini kıyaslayın. Dolayısıyla vereceğiniz vaaz içerik-üslubu bir olmayacaktır, olmamalıdır. İstanbul’un şu ilçeleri üzerinden bir düşünelim.  Fatih’te, Kadıköy’de Arnavutköy'de, Bebek’te, Sultanbeylî'de vereceğiniz vaaz arasında farklar olmalıdır. Cemaatin nabzını dikkate almayan bir cami hizmeti verimden uzaktır. Bunların gözden uzak tutulması yaygın din eğitiminin merkezi camilerdeki verimi düşürecektir. Aynı durum kırsal kesimler için de geçerlidir. Kırsal kesimlerde de bulunulan yerin meseleleri-hassasiyetleri dikkate alınmalıdır.

C-Uygulama göstermiştir ki bir zaman sonra cemaat merkezi vaazı dinlememekte hatta imamlar da buna iştirak etmekteler. Burada İmam’ın cemaat içerisindeki psikolojik olarak konumunu bir düşünelim. Sonuçta camilerin en önemli fonksiyonu olan dini bilgiden insanlar yoksun kalmaktadır.

D-Din görevlilerini cemaat nezdinde saygın yapan öncelikle davranışları ve bilgi düzeyleridir. Vaaz yaptırılmayan görevli niçin bilgisini artırma ihtiyacı hissetsin? Böylece imamlar bilgi olarak da küllenmeye başlamaktadırlar.

Sonuç olarak merkezi ezan-vaaz 28 Şubat ürünü olarak din hizmetlerine balta vurmaktadır. Özellikle kırsal kesim görevlileri ve cemaati birbirinden psikolojik olarak ayırmaya doğru yol almaktadır. Camilerde cemaat azalmakta, İmamlar da bu durumdan son derece olumsuz etkilenmektedirler. Ortaya camiye-imama ve "dine" sahip çıkmayan bir toplum profili oluşmakta ve din görevliliği halkın gözünde basitleşmektedir. Ayrıca toplumda dini eğitime olan muhabbet ve desteğin azalmasıyla uzun vadeli büyük problemlere gebe kalınacaktadır.

"Vesselamu 'ala men ittebe'al huda"

Muhammed Hanefi Suluoğlu

Yorumlarınızı Facebook Eklentimizden yapabilirsiniz.

Türkiye İlahiyat Haritası

Sempozyum

  • semp osmanli ekonomisiSakarya Üniversitesi İslam Ekonomisi ve Finansı çalıştaylarının dördüncüsü   “İslam İktisadına Osmanlı Tecrübesinden Bakmak” başlığı altında Mart ayı sonunda organize edilecektir.  

    Devamını oku...
  • selcukNecmettin Erbakan Üniversitesi, İslam Medeniyetinde Zaman konulu bir sempozyum düzenliyor. Sempozyum bilgileri aşağıdadır:

    Devamını oku...
  • ktuKaradeniz Teknik Üniversitesi İlahiyat Fakültesi ve Trabzon Müftülüğü, 8-10 Ekim tarihleri arasında "I. Uluslararası Geçmişten Günümüze Trabzon'da Dini Hayat" isimli bir sempozyuma ev sahipliği yapıyor.

    Devamını oku...

İLAHİYAT HABERLERİ

  • samsun muftusuSamsun’un sıra dışı, fenomen müftüsü Yard. Doç. Dr. Hayrettin Öztürk, 7 Haziran seçimlerinde bu ili temsilen milletvekili olmak için AK Parti’ye aday adaylığı başvurusunda bulundu.Devamını oku...

  • sonder dumanSakarya Üniversitesi (SAÜ) İlahiyat Fakültesi Öğretim Üyesi Doç. Dr. Soner Duman, internet kullanımında gerçek hayatta geçerli olan İslami ve ahlaki ilkelere riayet edilmesi gerektiğini söyledi.

    Devamını oku...
  • sem selcuklu medNEÜ İlahiyat Fakültesi Mevlana Amfisinde Selçuklu Medeniyeti Seminerlerinin birincisi gerçekleştirildi.Devamını oku...