• Bir Teo-Politik Film: Hz. Muhammed: Allah'ın Elçisi

    Bir Teo-Politik Film: Hz. Muhammed: Allah'ın Elçisi

  • Müsned Muhakkiki Şuayp Arnavut Vefat Etti

    Müsned Muhakkiki Şuayp Arnavut Vefat Etti

  • "Süt akrabalığı kayıt altına alınmalı"

  • VI. Tasavvuf ABD Koordinasyon Toplantısı Sonuç Bildirgesi

    VI. Tasavvuf ABD Koordinasyon Toplantısı Sonuç Bildirgesi

  • Diyanetin Fetö Raporu:

    Diyanetin Fetö Raporu: "Medine Dönemi Münafıkları"

  • İslamcı entelektüeller solcular kadar kapitalizmi eleştirmedi

    İslamcı entelektüeller solcular kadar kapitalizmi eleştirmedi

  • "İlahiyat Sancağı" isimli şiir birinci oldu

  • Olağanüstü Din Şurası Kararları

    Olağanüstü Din Şurası Kararları

  • Prof. Görmez:

    Prof. Görmez: "İlahiyat fakülteleri özeleştiri yapmalı"

  • Prof. Akpınar:

    Prof. Akpınar: "Hepsi bir değildir"

  • Marmara İlahiyat'tan Gaziler ve Şehit ailelerine anlamlı ziyaret

    Marmara İlahiyat'tan Gaziler ve Şehit ailelerine anlamlı ziyaret

  • "Dokuz Eylül Üniversitesinde Mezuniyet Rezaleti"

  • Cemaatler nasıl siyaset projesine dönüştü?

    Cemaatler nasıl siyaset projesine dönüştü?

  • Bir ilahiyatçı rektörümüz daha oldu

    Bir ilahiyatçı rektörümüz daha oldu

  • "Darbeci İlahiyatçı" Açıklaması

Bir Teo-Politik Film: Hz. Muhammed: Allah'ın Elçisi

Bir Teo-Politik Film: Hz. Muhammed: Allah'ın Elçisi (adsbygoogle = window.adsbygoogle || []).push({}); 'Hz. Muhammed: Allah'ın Elçisi', bir teo-politik metin olarak tanımlanabilir. Teolojik, çünkü bir dinin peygamberini bir mezhebin (Şiiliğin) kendine özgü dili ve duyarlılıkları açısından yorumluyor ve sunumunu bu yorum ekseni üzerinden yapılandırıyor. DEVAMINI OKU..

Müsned Muhakkiki Şuayp Arnavut Vefat Etti

Müsned Muhakkiki Şuayp Arnavut Vefat Etti (adsbygoogle = window.adsbygoogle || []).push({}); Ahmed b. Hanbel'in Müsned’inin muhakkiki büyük hadis alimi Şuayp Arnavut dün gece vefat etti. Merhum Arnavuti, geride çok değerli ilmî çalışmalar ve talebeler bıraktı DEVAMINI OKU..

"Süt akrabalığı kayıt altına alınmalı"

(adsbygoogle = window.adsbygoogle || []).push({}); Diyanet İşleri Başkanlığı Din İşleri Yüksek Kurulu Üyesi Prof. Dr. Ahmet Yaman, İslam dininin süt akrabalığını bir evlenme engeli olarak gördüğünü belirterek, "Onun için bu tür girişimlerin mutlaka kayıt altına alınması yani süt sahiplerinin ve kime verildiğinin bilinmesi gerekmektedir. Yetkililerin de bu yönde tedbir alması yerinde olacaktır." dedi. DEVAMINI OKU..

VI. Tasavvuf ABD Koordinasyon Toplantısı Sonuç Bildirgesi

VI. Tasavvuf ABD Koordinasyon Toplantısı Sonuç Bildirgesi (adsbygoogle = window.adsbygoogle || []).push({}); 30 Eylül 1 Ekim tarihlerinde Karabük Üniversitesi İlahiyat Fakültesi tarafından VI. Tasavvuf Anabilim Dalı Koordinasyon Toplantısı kapsamında Sosyalbilim-Tasavvuf Çalıştayı  gerçekleştirilmiştir. Çalıştay tasavvuf akademisyenleri yanısıra sosyologlar ve sosyal bilimcilerden oluşan 125 akademisyenin katılımıyla icra edilmiştir. DEVAMINI OKU..

Diyanetin Fetö Raporu: "Medine Dönemi Münafıkları"

Diyanetin Fetö Raporu: (adsbygoogle = window.adsbygoogle || []).push({}); Din İşleri Yüksek Kurulu'nun yaptığı çalışmayla FETÖ'nün dini değerleri istismarı örnekleriyle beraber ortaya kondu. Diyanet İşleri Başkanlığı’nın, hazırladığı FETÖ'nün din istismarına ilişkin rapordan: Örgüt egemen güçlerin sinsi planları için dini araç yaptı. Hedef karanlık güçler adına dünyevi bir hâkimiyet kurmak... DEVAMINI OKU..

İslamcı entelektüeller solcular kadar kapitalizmi eleştirmedi

İslamcı entelektüeller solcular kadar kapitalizmi eleştirmedi (adsbygoogle = window.adsbygoogle || []).push({}); Ankara Üniversitesi İlahiyat Fakültesi öğretim üyesi Prof. Dr. İlhami Güler, “Solcular kapitalizme ciddi eleştiriler getirirken, bir İslamcı entelektüelden henüz bunları duyamadık. Bunun ciddi bir şekilde analiz edilmesi lazım. Adorno’nun, Horkheimer’ın, Habermas’ın yaptığı gibi” dedi.  DEVAMINI OKU..

"İlahiyat Sancağı" isimli şiir birinci oldu

(adsbygoogle = window.adsbygoogle || []).push({}); Karamanoğlu Mehmetbey Üniversitesi (KMÜ) İslami İlimler Fakültesi birinci sınıf öğrencisi  Uğur Ataş, Dokuz Eylül Üniversitesi (DEÜ) İlahiyat Fakültesinin düzenlediği şiir yarışmasında birincilik elde etti. İşte İlahiyat Sancağı isimli o şiir: DEVAMINI OKU..

Olağanüstü Din Şurası Kararları

Olağanüstü Din Şurası Kararları (adsbygoogle = window.adsbygoogle || []).push({}); 15 Temmu darbe girişiminden sonra FETÖ ve benzeri gruplarla mücadele etmek üzere bir araya gelen Olağanüstü Din Şurası toplantısı sona erdi. Toplantı sonunda alınan kararlar şöyle:   DEVAMINI OKU..

Prof. Görmez: "İlahiyat fakülteleri özeleştiri yapmalı"

Prof. Görmez: (adsbygoogle = window.adsbygoogle || []).push({}); Diyanet İşleri Başkanı Mehmet Görmez, "15 Temmuz Darbe Girişimi ve Din İstismarına Karşı Birlik, Dayanışma ve Gelecek Perspektifi" gündemi ile toplanan Olağanüstü Din Şurası'nda konuştu.   DEVAMINI OKU..

Prof. Akpınar: "Hepsi bir değildir"

Prof. Akpınar: (adsbygoogle = window.adsbygoogle || []).push({}); Konya il müftüsü Prof. Dr. Ali Akpınar, "Mekke'nin fethi" ile benzerlik kurduğu 15 Temmuz darbe girişiminin bastırılması karşısında sergilenen tavırlara ilişkin bir yazı kaleme aldı.   DEVAMINI OKU..

Marmara İlahiyat'tan Gaziler ve Şehit ailelerine anlamlı ziyaret

Marmara İlahiyat'tan Gaziler ve Şehit ailelerine anlamlı ziyaret (adsbygoogle = window.adsbygoogle || []).push({}); Marmara Üniversitesi İlahiyat Fakültesi öğretim üyesi ve öğrencileri, 15 Temmuz hain darbe girişiminde vatanı uğruna canını feda eden şehit ve gazi ailelerine ziyaretler gerçekleştirdi. DEVAMINI OKU..

"Dokuz Eylül Üniversitesinde Mezuniyet Rezaleti"

(adsbygoogle = window.adsbygoogle || []).push({}); Dokuz Eylül Üniversitesi İlahiyat Fakültesinin düzenlemiş olduğu mezuniyet töreni ile ilgili bir video ve haber gündeme bomba gibi düştü.  DEVAMINI OKU..

Cemaatler nasıl siyaset projesine dönüştü?

Cemaatler nasıl siyaset projesine dönüştü? (adsbygoogle = window.adsbygoogle || []).push({}); İstanbul 29 Mayıs Üniversitesi Kur’an Araştırmaları Merkezi’nde çalışmalarını yürüten eski Diyanet İşler Başkanı Prof. Dr. Ali Bardakoğlu, İslam’ın esaslarından uzaklaşıp dinde olmayan kutsallıklar peşinde sürüklenenlerin hazin akıbetini kaleme aldı. DEVAMINI OKU..

Bir ilahiyatçı rektörümüz daha oldu

Bir ilahiyatçı rektörümüz daha oldu (adsbygoogle = window.adsbygoogle || []).push({}); Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Türkiye Cumhuriyeti Anayasasının 130. ve 2547 sayılı Yükseköğretim Kanununun 13. maddeleri uyarınca, Yükseköğretim Kurulunun önerdiği adaylar arasından; Cumhuriyet Üniversitesi Rektörlüğüne DEVAMINI OKU..

"Darbeci İlahiyatçı" Açıklaması

(adsbygoogle = window.adsbygoogle || []).push({}); Sakarya Üniversitesi İlahiyat Fakültesi 15 Temmuz gecesi yakalandıktan sonra serbest bırakılan ve darbeyi yönettiği iddia edilen öğretim üyesi hakkında basın açıklaması yayınladı. DEVAMINI OKU..
Previous
Next
anadoluilahiyatakademisi
Bu sorular önemlidir. Konuyu geniş kapsamlı ve arka planını görmeye çalışarak ortaya koymak gerekir. Birincisi; merkezi ezan sistemi 28 Şubat'ın ürünlerinden birisidir. Daha önceleri bir yerlerde gündeme gelmişse de yoğun olarak bu dönemde fiiliyata geçmiştir. İkincisi; ezandan bazı nezaket-terbiye yoksunu kimselerin rahatsızlığı evvelden beri bilinmektedir. Üçüncüsü; merkezi vaaz da bu dönemde uygulamaya başlamıştır.

Merkezi ezanı uygulamak isteyenler şunu ileri sürmekteydiler: "bazı müezzinler çirkin seslere sahiptir. Ezanı çok kötü bir sesle okumaktadırlar vs. bunun önüne geçilmesi gerekir. Sabahları çok uzun süre ezan okunmaktadır gibi…"

Bazı müezzin-imamların güzel ezan okuyamadıkları doğrudur. Bunlar bir şehirdeki görevlilerin ortalama % 20-30’u kadardır. Diğerleri ezanı gereğince okuyabilirler. Bu % 30’luk görevli oranının üç-beş ay eğitim verilip yetiştirilmesi niçin hiç düşünülmemiş de çok büyük masraflar yapılarak merkezi sisteme geçilmiştir. Velev ki eğitim alıp sesi hiç müsait olmayan üç-beş kişiye de şehirlerde ezan okutulmasın. Sıkıntı çözülmüş olur üzüm yemek isterseniz. Ayrıca sabah ezanları belli bir sınırlamaya tabi tutulur. Şöyle ki, “ezan güneşe 60 ile 45 dakika kala arası okunacaktır, geç kalanlar okumasınlar” mealinde bir yönetmelik bunu çözecektir. Denetim de yapılırsa sorun kalmayacaktır.

Zararlarına gelince: Birincisi bu olayın şehirler ve kırsal kesimlerde ortaya çıkardığı problemler farklıdır. Şehirler maddi dünyanın-dünyevileşmenin olabildiğince insanları-kalpleri-zihinleri kuşattığı mekânlar olmuşlardır. Bu kuşatmayı bir nebze olsun aralayacak kapılardan birisi 10-15 dakika süren güzel ezanlar olabilecek ve bu da şehre manevi bir huzur verecektir. Dinin toplumsal varlığı-görünürlüğü devam edegelecektir. Merkezi ezan uygulamasıyla ezan zar-zor duyulacak ve ses kalitesizliği-cızırtısı mekanik bir hayatın içinde kaybolan insanları daha da rahatsız edeceği gibi işin feyzi de kalmayacaktır. Bunların farkını anlamak için iki farklı uygulamanın olduğu şehirlerde bulunulmasını hararetle tavsiye ederim. Zira gök ile yer arasındaki farkı anlayacak ve daha doğrusu hissedeceksiniz.

Kırsal kesime gelince:

A-Olayın cızırtı veya müzik yayını burada da vardır. Hem de daha fazla olarak...

B-Merkezden ezan okunduğunda imamın camide olup olmadığını bilinmemektedir. İmam camide yoksa -İnsanlık hali işi olabilir veya ihmalkârlık yapmıştır- camiye gidip namaz kılmadan geri dönüyorsunuz. Hemen cami-imam ile cemaat arasına soğukluk giriyor. Böylece imama saygı da azalmakta camiye-cemaate olan muhabbet de yok olmaktadır. Bu çok büyük bir kırılmadır. Bundan dolayı cemaat camiden uzak durmakta, imam da cemaat azalınca veya olmayınca şevki kırılmaktadır. Cemaat imam olmadığı için, imam cemaat olmadığı için cemaat olma şuuru zayıflamaktadır. Böylece ortaya bir kısır döngü çıkmaktadır.

C- bu sistem imamları tembelliğe sevk etmektedir. Zaten din görevliliği tembelliğe meyyal olanları hukuken zorlamamaktadır. Yani aktif bir cemaatiniz yoksa başka bir dert-davanız da bulunmuyorsa tembelleşmeniz işten bile değildir.

D- Bayramlarda imam olmayınca merkezden ezan olması mantıklı bulunabilir. Peki, namazları kim kıldıracak? İnsanlar nasıl bir araya gelecekler? Cami resmi bir daire değil ki bugün kapalı olursa yarın halledilsin. İşin doğrusu imam camide bulunmuyorsa cemaat camiye sahip çıkacak ve imamı aratmayacak bir ortamı oluşturacaktır. Yani cami-cemaat ilişkisi ile ortMezzinaya çıkan toplumsal yapı devamlılığı gerektirir. Böylece her cemaat içerisinde imam olmayınca bunu yerine getirecek kişilerin yetiştirilmesi, dolayısıyla dini öğretimin toplumun çoğuna yayılması mümkün hatta gerekli hale gelecektir.

Merkezi vaaz da, "vaaz yapılmayan camiler var bunlara ulaşılması lazım” ve "maksadı aşan "imamlar var bunun önüne geçilmesi lazım vs." söylemiyle uygulamaya konulmuştu.

A-Merkezi vaaz pedagoji açısından, cemaat psikolojisi açısından hiç verimli değildir. Aksine olumsuz etkisi çoktur. Düşünün ki duvar size konuşuyor, hoparlörün bundan ne farkı var. Zira siz bilimsel bir konferans veya basın açıklaması dinlemiyorsunuz. Gözünüz, kalbiniz ve kulağınızla manevi bir atmosfer içinde gönül pasını almak için bulunmaktasınız. Yapılan nasihat aklınızdan önce kalbinizi okşaması gerekir. Aynı şekilde hocanın jest-mimiklerini, tebessümünü, tevazusunu görebilmelisiniz.

B-Merkezi vaaz konu-sunum açısından da problemlidir. Hitap edeceğiniz topluluk aynı değildir. İçinde birçok farklılığı barındırmaktadır. Aynı "gündemi-önceliği" yoktur. Aynı ekonomik-sosyal-eğitim düzeyine, dini anlayışa-bilgiye sahip değildir. Mesela bütün şehirlerimizde ekonomik darboğaz içindeki varoşlarla ekonominin kalbinin attığı yerleri kıyaslayın. Üniversite camileri ile diğer okul sıkıntısı olan mahalle camileri kıyaslayın. Dini heyecanın yoğun olduğu semtlerle diğerlerini kıyaslayın. Dolayısıyla vereceğiniz vaaz içerik-üslubu bir olmayacaktır, olmamalıdır. İstanbul’un şu ilçeleri üzerinden bir düşünelim.  Fatih’te, Kadıköy’de Arnavutköy'de, Bebek’te, Sultanbeylî'de vereceğiniz vaaz arasında farklar olmalıdır. Cemaatin nabzını dikkate almayan bir cami hizmeti verimden uzaktır. Bunların gözden uzak tutulması yaygın din eğitiminin merkezi camilerdeki verimi düşürecektir. Aynı durum kırsal kesimler için de geçerlidir. Kırsal kesimlerde de bulunulan yerin meseleleri-hassasiyetleri dikkate alınmalıdır.

C-Uygulama göstermiştir ki bir zaman sonra cemaat merkezi vaazı dinlememekte hatta imamlar da buna iştirak etmekteler. Burada İmam’ın cemaat içerisindeki psikolojik olarak konumunu bir düşünelim. Sonuçta camilerin en önemli fonksiyonu olan dini bilgiden insanlar yoksun kalmaktadır.

D-Din görevlilerini cemaat nezdinde saygın yapan öncelikle davranışları ve bilgi düzeyleridir. Vaaz yaptırılmayan görevli niçin bilgisini artırma ihtiyacı hissetsin? Böylece imamlar bilgi olarak da küllenmeye başlamaktadırlar.

Sonuç olarak merkezi ezan-vaaz 28 Şubat ürünü olarak din hizmetlerine balta vurmaktadır. Özellikle kırsal kesim görevlileri ve cemaati birbirinden psikolojik olarak ayırmaya doğru yol almaktadır. Camilerde cemaat azalmakta, İmamlar da bu durumdan son derece olumsuz etkilenmektedirler. Ortaya camiye-imama ve "dine" sahip çıkmayan bir toplum profili oluşmakta ve din görevliliği halkın gözünde basitleşmektedir. Ayrıca toplumda dini eğitime olan muhabbet ve desteğin azalmasıyla uzun vadeli büyük problemlere gebe kalınacaktadır.

"Vesselamu 'ala men ittebe'al huda"

Muhammed Hanefi Suluoğlu

Yorumlarınızı Facebook Eklentimizden yapabilirsiniz.