İlahi(Ha)yata Dair > Şiir

Niyâzî-i Mısrî Dîvânı

<< < (2/2)

perestîde:
Ankâ

Ta ezelden biz bu aşk içinde rüsva olmuşuz
İsmimizdir söylenen manada Anka olmuşuz

Gerçi suret aleminde sandılar kesretteyiz
Kesret içre bilmediler ferd ü tenha olmuşuz

Şol izafet ü taayyün sofların giysek ne var
Çünkü ondan soyunup manen muarra olmuşuz

Mantıku’t-Tayr’ın lugat-ı mutlakından söyleriz
Herkes anlamaz bizi bizler muamma olmuşuz

Lafz u suret u cism ile anlamak isterler bizi
Biz ne elfazız ne suret cümle mana olmuşuz

Katreler ırmağa ırmağ erdi bahre cem olup
Kavuşup birbirine hala o derya olmuşuz

Zahidin zikr ettiği şol harf ü savtın resmidir
Zakir ü mezkur u zikre biz müsemma olmuşuz

Sofinin şol hay u hu’yu narasından almayız
Vasıl-ı deryayız biz ol sesten Müberra olmuşuz

Alleme’l-Esma’ya mazhar ister isen gel beri
Adem ü hem O’na talim olan Esma olmuşuz

Ten gözüyle Mısri’yi surette görsem deme kim
Zira biz ol Kaf u suret içre Anka olmuşuz…

Niyazi Mısri
_______

çok beğendim bu şiiri..

İskenderpaşa:
Hakk'ı seven âşıkların eğlencesi tevhîd olur
Aşk oduna yanıkları eğlencesi tevhîd olur

Durmaz isim sürer dili sorar müdâm doğru yolu
Gerçek ere diyen belî eğlencesi tevhîd olur

İzinden ırmaz gözünü cân ile tutar sözünü
Görmeğe iver yüzünü eğlencesi tevhîd olur

Halkın arasından çıkar tevhîdi görse cân atar
Bülbül gibi dâ'im öter eğlencesi tevhîd olur

Mâl ü menâlin terk eder ehl ü iyâlin terk eder
Hâl ile kâlin terk eder eğlencesi tevhîd olur

Dünya vü ahret perdesin ardına atar cümlesin
Kor mâsivâ eğlencesin eğlencesi tevhîd olur

Mısrî'ye uyan kişinin gider çürüğü işinin
İçindeki can kuşunun eğlencesi tevhîd olur

müdâm (a): sürekli, devamlı
menâl (a) : bir kimsenin kendi eliyle elde ettiği ulaştığı ve elde ettiği mal
ivmek (t) : acele etmek

İskenderpaşa:
Aşkın meyine ben kana geldim
Şevkin nârına hoş yana geldim

Şem'i tevhîdi gördüm yakmışlar
Gitdi kararım pervâne geldim

Halka i zikri kurmuş âşıklar
Ben de sahnında cevlâna geldim

Mecnûn'um bugün Leylâ derdinden
Aklı neylerim dîvâne geldim

Derdi cânânın açdı yaralar
Bağrım üstünde dermâna geldim

Ümmi Sinan ın hâk-i pâyine
Sürmeğe yüzüm sultâna geldim

Yaramı bildim yârimden imiş
Bunda Niyâzi Lokmân'a geldim.

sahn (a) : meydan

MUTLULUK EVREM:
ben divan edebiyatını çok seviyorum anladığım kadarıyla bu forumdakiler de ilgili ne dersiniz?

İskenderpaşa:
Cân yine bülbül oldu hâr açılıp gül oldu
Göz kulak oldu hep bir her ne ki var ol oldu

Uyandı çün nâr-ı aşk kaynadı ebhâr-ı aşk
Her yanaya çağlayıp akdı gözüm sel oldu

Gönül o bahre daldı dilim tutuldu kaldı
Gördüm anın zikrine azâlarım dil oldu

Ferhâd bugün ben oldum varlık dağını deldim
Şirin'inime varmağa her cânibim yol oldu

Geç ak ile karadan halkı bırak aradan
Nîyâzi dün buradan durma sana gel oldu

cânib (a) : taraf, yön, yan.

Navigasyon

[0] Mesajlar

[*] Önceki Sayfa

Yanıtla

Tam sürüme git