Gönderen Konu: Bir Mahşer Provasıdır Kurban  (Okunma sayısı 665 defa)

0 Üye ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.

Çevrimdışı kefnun

  • Müderris
  • *****
  • İleti: 4139
  • Puan 321
  • "Acı çekmek ruhun fiyakasıdır" i.özel
    • fabrika ayarlarına geri dön...
    • E-Posta
Bir Mahşer Provasıdır Kurban
« : Kasım 15, 2010, 12:51:28 ÖÖ »
...Bir mahşer provasıdır kurban; mahrem hislerimizi bayram bayram dökerek gözlerimizden Arafat?a, Müzdelife?ye, Mina?ya; ve duyulur sesi Kâbe?den, dostlar meclisinden, doludizgin süveydalara ferman olarak: Lebbeyk!.. Zemzemce çoğalan Lebbeyk!..
Bir İsmail bıçağı bir sabrı keser çocuk boynunda; sonra bir koça sürülür. Bir İbrahim gelir, bir sevgi eser baba koynunda, âhir gökler ayağına serilir. Bir yakınlık olur kurbanın adı, İsmail olur. Bir kez daha kurban olur nefisler; ve bir kez daha ilhâma durur nefesler. Sakıncalı türküler söyleyen çocuklar için akika olur, adak olur, evine döner nihayet iyi niyet. Ve bir tebessüm olsun sunamadıklarımıza yılda bir pay biçilir sıcak hayattan, ocak tüter, sevinç olur.
Kurban olunacaklarımızı kuru kavgalara kurban etmeden... Arenalarda ?Kan!.. Kan!..? çığlıklarıyla cinnete gitmeden... Gelinlik kızlarımızı ve ercesine delikanlılarımızı satanist mabetlerde boğazlamadan... Ve zilhiccemiz muharrem olmadan... Sevgiyle ve şefkatle... Geceyi kuşatan öfkeli yalnızlıkları sevinç bulvarlarında boğarak... Ve helal kazançla... Bir kınalı koç, ya bir akıtmalı gülbahar...
Bu bizim kurbanımız... İsmail olana sabır ve teslimiyet, İbrahim olana azim ve niyet...

Kurban bir yakınlıktır madem, Sen yakınlığını ver bize ey yakınlığına muhtaç olduğumuz...

İskender Pala
Eilahiyat Temsilcisi Olmak İstiyorum

mumessil@eilahiyat.com
iletisim@eilahiyat.com (mail / msn)


(e) Format, Buraya Tıklıyoruz..

Çevrimdışı Bişnev

  • Muîd
  • ***
  • İleti: 106
  • Puan 15
  • d-üşüyorum..
Yaklaş
« Yanıtla #1 : Kasım 15, 2010, 09:03:41 ÖÖ »
Yaklaş
M. Nedim Hazar
Zaman, 15 Kasım 2010

Yaklaş tüm safraları üzerinden atarak. Tüm bağları, düğümleri, boğumları çözerek yaklaş... Yaklaş ki, yitirdiğin anlamları tekrar bulmanın sevinciyle inşirah bulsun ruhun.


Bir adım kalmışken yakınlığa, olabilecek en yalın halinle yaklaş;

Makyajları dök, boyaları akıt, maskeleri indir, perdeleri yırt.

Modern zamanların zihnine yüklediği tüm malayani yığınları inancın ışıktan yabasıyla herc ü merc etmek için yaklaş. Dayatılan tüm sentetik hümanizma söylemlerine inat, inancın sütunlarına sırtını vere vere, imanın kıyas kabul etmez güveniyle göğsünü gere gere yaklaş.

Yaklaş ve söyle fısılda:

"De ki: 'Namazım, ibadetlerim, hayatım ve ölümüm, âlemlerin Rabb'i Allah içindir." EN'AM/162

Neyse seni uzak tutan, adım adım ve farkında olmadan uzaklaştıran sentetik balonlar, onları teker teker hakikatin iğnesiyle patlat. Kibrin, çalım satmanın, hava atmanın hata ettiği ruhlara inat haykır:

"Rabb'inin yanındakiler, burun kıvırıp O'na kulluk etmekten geri durmazlar, O'nu noksanlıklardan tenzih ederler ve O'na secde ederler." A'RAF/206

"Göklerde ve yerde ne varsa hepsi O'nundur. O'nun katındakiler hiçbir büyüklük kompleksine kapılmaksızın ve hiç bıkmaksızın O'na ibadet ederler." ENBİYA/19

Yaklaş ve Fuzuli gibi dile gel:

"Yılda bir kurban keserler halk-ı âlem ıyd içün

Ben senin sâat-be-sâat dem-be-dem kurbânınam"

Posta pulu kadar küçük dünlarında, sinek gibi kendi kendine tanrılık taslayanların, beş para etmez afra tafraları kirli sudaki pis baloncuklar gibi, birbiri peşi sıra 'pıt'layacaktır emin ol. Hakikatin kadim deliliyle bilinciyle okuyarak yaklaş:

"Oku onlara Âdem'in iki oğluna ait gerçek haberi. Hani onlar, Tanrı'ya yaklaşmak için kurban sunmuşlardı da birininki kabul edilmişti, öbürününki kabul edilmemişti ve o, seni mutlaka öldüreceğim demişti ona, o da demişti ki: Allah ancak, kendisinden çekinenlerin kurbanını kabul eder." MAİDE/27

Yaklaş ki, yakınlaştırılasın:

"Ve cennet muttakîler için uzak olmaksızın yaklaştırılmıştır." KAF/31

"Cennet yaklaştırıldığı zaman..." TEKVİR/13

Üç gramlık kursağı doldurmak için değil, seküler ölçü kabul etmez ruhu doyurmak için yaklaştığını söyle öyle sananlara ve müjdeleyerek, müjdelenerek yaklaş:

"Biz her ümmete kurban kesmeyi, ibadet olarak emrettik. Amaç, Allah'ın insanlara rızık olarak sunduğu hayvanları keserken O'nun adını anmaktır. İlahınız tek ilahtır, yalnız O'na boyun eğiniz. Ey Muhammed, alçak gönüllü saygılıları müjdele." HACC/34

Bilmeyenlere, 'Her şeyi bilen'den kutsal referanslar göstererek, alçak gönüllülükle yaklaş:

"Bu hayvanların ne etleri ve ne de kanları Allah'a ulaşacaktır. Allah'a ulaşacak olan şey, sadece gönlünüzdeki Allah saygısıdır, takvadır. Bu şekilde onları yararınıza sunduk ki, sizi doğru yola ilettiği gerekçesi ile Allah'ın yüceliğini dile getiresiniz. Ey Muhammed, iyi ameller işleyenleri müjdele." HACC/37

"Oğluna (İsmail) bedel olarak, O'na (İbrahim) büyük bir kurbanlık verdik." SAFFAT/107

"O halde Rabb'in için namaz kıl. Kurban kes." KEVSER/2

Kaybetmiş benliğini bulmak, kim olduğunu bilmek, unuttuklarını tekrar hatırlamak için yaklaş ve şöyle fısılda edebinle:

"Ey Rabb'imiz, ikimizi de Sana teslim olanlardan eyle, soyumuzdan da Sana teslim olan bir ümmet çıkar, bize ibadet yollarımızı göster, tevbemizi kabul buyur. Hiç şüphesiz Sen tevbeleri kabul edensin ve çok merhametlisin." BAKARA/128

Gerçek bayram ki, yaklaşabilenlerindir...

Kutlu olsun.

 
"Rüyaları gerçekleştirmenin en iyi yolu uyanmaktır,," 
S.M. Power

Çevrimdışı kefnun

  • Müderris
  • *****
  • İleti: 4139
  • Puan 321
  • "Acı çekmek ruhun fiyakasıdır" i.özel
    • fabrika ayarlarına geri dön...
    • E-Posta
Ynt: Bir Mahşer Provasıdır Kurban
« Yanıtla #2 : Kasım 17, 2010, 01:24:50 ÖÖ »


''saatlerini çabuk tüket ayını ve yıldızlarını yak ey gece bizim kalbimizde kurbanlar kesilmeden önce''
Eilahiyat Temsilcisi Olmak İstiyorum

mumessil@eilahiyat.com
iletisim@eilahiyat.com (mail / msn)


(e) Format, Buraya Tıklıyoruz..

Çevrimdışı kefnun

  • Müderris
  • *****
  • İleti: 4139
  • Puan 321
  • "Acı çekmek ruhun fiyakasıdır" i.özel
    • fabrika ayarlarına geri dön...
    • E-Posta
Ynt: Bir Mahşer Provasıdır Kurban
« Yanıtla #3 : Kasım 17, 2010, 01:27:58 ÖÖ »
Yılda Bir Kurban Keserler Halk-ı AlemIyd İçun
Ben Senin Saat-be Saat Dem-be Dem Kurbanınım

Fuzuli..


Rabbim İsmaillerimiiz Uğruna Kurban Edebilme Samimiyeti Nasip Etsin..
Eilahiyat Temsilcisi Olmak İstiyorum

mumessil@eilahiyat.com
iletisim@eilahiyat.com (mail / msn)


(e) Format, Buraya Tıklıyoruz..

Çevrimdışı kefnun

  • Müderris
  • *****
  • İleti: 4139
  • Puan 321
  • "Acı çekmek ruhun fiyakasıdır" i.özel
    • fabrika ayarlarına geri dön...
    • E-Posta
Senin İsmail'in Kim!
« Yanıtla #4 : Kasım 17, 2010, 01:31:03 ÖÖ »
Senin İsmail'in kimdir?
Veya nedir?
Makamın mı? Onurun mu?
Mevkiin mi? Statün mü? Mesleğin mi?
Paran mı? Evin mi?Bağın mı? Otomobilin mi?
...Ma'şukun mu? Ailen mi? 
İlmin mi? Rütben mi? Sanat ve maharetin mi?
Ruhaniyetin mi? Alimliğin mi? Elbisen mi?
Adın mı? Namın mı? Şöhretin mi?
Canın mı? Ruhun mu?
Gençliğin mi? Güzelliğin mi?
Ben nereden bileyim?
Bunu sen kendin bilirsin.
Her ne ve kim ise onu sen kendin minaya getirmeli ve Kurban için seçmelisin.
Ben sadece onun alametlerini sana söyleyebilirim.
Seni iman yolunda zayıflatan, "gitmek"te olan seni "kalma"ya çağıran,
Seni "sorumluluk" yolunda şüpheye düşüren,seni kendine bağlayan ve
alıkoyan,gönül bağlılığı,mesaj işitmene,hakikati itiraf etmene izin
vermeyen,seni firara çağıran,seni maslahatçı izah ve yorumlara sürükleyen ve aşkı,seni kör eden her şey…
İbrahimsin! Ve ismaili zaafın seni İblisin oyuncağı haline getirebilir.
Hayatında şeref,saygınlık,iftihar ve faziletin doruklarında bir tek şey
vardır ki onu elde etmek için zirveden inebilir onu kaybetmemek için bütün
İbrahimi kazanımlarını yitirebilirsin:
O İsmailindir.İsmailinin bir şahıs veya başka bir şey olması mümkündür;bir
durum bir konum,bir zaaf noktası olması imkan dahilindedir.
.
.
Ey "Hakk'a teslim olan", "Allah'ın kulu"!
Hakikatin senden istediği şey, işte budur.
Budur "imanın daveti", "risaletin mesajı".
Bu senin sorumluluğundur, ey "sorumlu insan"!
Ey "İsmail'in babası"!
"İsmail'ini öldür"!
"Kendi ellerinle kurban et"!

Ali Şeriati
Eilahiyat Temsilcisi Olmak İstiyorum

mumessil@eilahiyat.com
iletisim@eilahiyat.com (mail / msn)


(e) Format, Buraya Tıklıyoruz..

Çevrimdışı badımesa

  • Muîd
  • ***
  • İleti: 120
  • Puan 4
  • yusuf baştan aşağı iffet olduktan sonra züleyha ba
Ynt: Bir Mahşer Provasıdır Kurban
« Yanıtla #5 : Kasım 17, 2010, 09:39:43 ÖÖ »
Bizim çocuklarımızı kim kurban ediyor İbrahim (as)? Filistin’de, Irak’ta, Afrika’da, Diyarbakır’da, Mardin’de, Şırnak’ta bizim İsmaillerimize kimler kıyıyor? Hani koç gelmişti ve evlatlar bir daha kurban edilmeyecekti… Kim bu katiller, kim bu evlatlarımıza kıyanlar? Bilesin ki bıraktığın coğrafyada hâlâ evlatlarımız kurban ediliyor. Bu topraklara ne zaman bir koç gelecek ve evlatlarımız kurtulacak?

***

İbrahim (as), ekinin hiç bitmediği, toprağın bile olmadığı bir yere eşini ve oğlunu getirip bıraktı. On yıllardır hasretini çektiği evladı doğmuş ama onu bu kuş uçmaz kervan geçmez yere bırakması istenmişti. Kimsenin uğramadığı o yer, Hacer’e ve İsmail’e (as) sahip çıkmasının ödülünü Mekke haline gelerek alacaktı.

İbrahim’in (as) gördüğü rüyada oğlunu kurban etmesi isteniyordu. Evlat hasretiyle yanıp tutuşurken, doğacak ilk evladını Allah’a kurban edeceğini söylemişti. Şimdi rüyalar onun bu vaadini yerine getirmesini istiyordu. İşaretler kurban olarak evladı yani İsmail’i (as) gösteriyordu. Evlattan vazgeçmek nasıl da yaman bir imtihandı öyle…
Ya emri yerine getirecek ya da oğul sevgisiyle verdiği sözü ihmal etmeye yönelecekti. Bunu fırsat bilen şeytan önce İbrahim’in (as), sonra Hacer’in, sonra da İsmail’in (as) aklını karıştırma girişimlerinde bulundu ama cevabını taşlanarak aldı.

Daha sonra ne olduğu mealen Kur’an’da şöyle anlatılıyor: “Oğlu İsmail kendisi ile yürüyecek yaşa ulaşınca İbrahim ona dedi ki: Oğlum ben rüyamda seni kurban ettiğimi görüyorum. Sen buna ne dersin? İsmail, “Babacığım sen emrolunduğun şeyi yap. İnşallah beni sabredenlerden bulacaksın.” dedi. İkisi de Allah’ın emrine uydular. İbrahim kurban etmek üzere oğlunu yere yatırdı. O sırada biz nida ettik: “Ey İbrahim! Sen rüyanda emrolunana uydun. İyilik yapan ve iyi kullukta bulunanları işte biz böyle mükâfatlandırırız. Muhakkak ki bu apaçık bir imtihandı. Ona oğlu yerine büyük bir kurbanlık koç gönderdik. Daha sonra gelenler arasında ona güzel bir nam nasip ettik. İbrahim’e selam olsun.”

Şükürler olsun ki evlatlar kurtuldu. İsmail (as) yerine koç kurban edildi. Müjdeler olsun, müjdeler olsun yeryüzüne… Ciğerler yanmaktan, evlatlar kurban edilmekten kurtuldu. Bu, yeryüzünün bayramıydı. O halde bütün müminler kurbanlarını kesmeli ve bayram etmeliydiler. Evlatlar kurtuldu, bundan daha güzel bir bayram olabilir miydi?

Bayramda şeker toplamak, harçlık almak, et yemek, ev ziyaretlerinde bulunmak, ‘ah çocukluğumuzun bayramları’ diye yanmak güzel bir duygu belki… Ama ruhunu anlamadığımız bir bayramın anlamı da yoktu aslında. Bayramdı ama niye bayramdı? Evlat kurban etmek nasıl bir şeydi? Bugün olmaz mıydı böyle şeyler? Koç kurban edilmişti de İsmail (as) kurtulmuştu…

Ama bizim çocuklarımız niye hâlâ kurbanlık olarak Hantepe’de bekletiliyordu! Siyasi malzeme olsun diye evlat kurban etmek hangi devirde görülmüştü!

Bizim çocuklarımızı kim kurban ediyor İbrahim (as)? Filistin’de, Irak’ta, Afrika’da, Diyarbakır’da, Mardin’de, Şırnak’ta bizim İsmaillerimize kimler kıyıyor? Hani koç gelmişti ve evlatlar bir daha kurban edilmeyecekti… Kim bu katiller, kim bu evlatlarımıza kıyanlar? Bilesin ki bıraktığın coğrafyada hâlâ evlatlarımız kurban ediliyor. Bu topraklara ne zaman bir koç gelecek ve evlatlarımız kurtulacak?

İbrahim (as), torunların Allah’tan gelecek bir koç bekliyor, bir de bu katillerden kurtulacağı günleri…

Mehmet KAMIŞ-Zaman
yusuf baştan aşağı iffet olduktan sonra züleyha baştan aşağı afet olsa ne yazar

Çevrimdışı kefnun

  • Müderris
  • *****
  • İleti: 4139
  • Puan 321
  • "Acı çekmek ruhun fiyakasıdır" i.özel
    • fabrika ayarlarına geri dön...
    • E-Posta
İbrahiminki bir rüyanın eseriydi, ya seninki?
« Yanıtla #6 : Kasım 20, 2010, 03:22:37 ÖS »
İbrahiminki bir rüyanın eseriydi, ya seninki?

'Kurban'ımıza biraz daha yakınlaşmak için çağırsak onu, acep elimizdeki bıçağa aldırmadan koşa koşa gelir mi?

Bütün sinsiliğimizle gözüne çirkin görünecek olsak bile yine de yakınlaşmak ister mi bize?

Bile isteye uzatır mı boynunu ellerimizin arasına?

Okşamamızı ister mi bizden gerdanını, hem de iyice bilendiğine inandığı bıçağımızla?

Vuslat sevincinden gözlerini kapayıp ben hazırım, yeter ki sen yumma gözlerini der mi?

Yoklukta varlığı seçip şikayet etmeksizin ayaklarımızın dibine bırakır mı o mecalsiz bedenini?

* * *

Bilmiyorsun değil mi ey talib? Sevildiğinden emin bile değilsin... Neyi kestiğinden, neden kesildiğinden?..

Bir daha bak, ellerinin arasında tuttuğun kütle kimin, neyin?

Tanır mısın onu? Ne kadar tanır, ne kadar seversin?

Hakikaten, sevdiğin için mi kesiyorsun ey talib? Sevdiğini mi kesiyorsun?

Ne yazık ki sen sevdiğini kendi rüyan uğruna bile değil, başkaların hayâlâtını tatmin için kesiyorsun.

Öyle ki yârini sen bile kesemiyorsun da utanmadan sıkılmadan onu nâdanın ellerine terkediyorsun!

Nâ-mahremini başkalarının elleri kavrıyor, seyreden sen oluyorsun. Dağıtan. Gösteriş yapan.

İbrahiminki bir rüyanın eseriydi, seninkiyse riyanın.

İbrahim'in yüreği titriyordu oysa.

Kurban olarak verilen evlâdıydı. Oğulcağızı.

* * *

İşin gücün etle kanla, koyunla koçla... et yiyip et dağıtmakla...

Etleri göğe fırlatıyorsun, kabul edilir sanıyorsun ama her defasında gökten üzerine kan yağıyor, fırlattığın etler patır patır arza düşüyor. Ne et, ne kan semâya ulaşmıyor.

Bir de utanmadan İbrahimcilik oynuyorsun. Etlerin kanların arasında aklınsıra bayram ediyorsun.

Hâlbuki bayram, vâsıl olanın hakkı. Hakikate ulaşanın. Hiç değilse, eteğine değenin.

Vuslattan eser yok, o hâlde bu çığlıklar da neyin nesi? Nedir bütün bu bağırıp çığırışmalar? Neyi gördün, hangi rüyayı? Uğruna sevdiceğini feda ettiğin şu rüyayı anlat bakalım! Senden kim neyi istedi?

Sana "Kurbanın nedir?" diye sormuyorum ey talib, sadece rüya görüp görmediğini merak ediyorum.

Söyle, senin rüyan nedir? Hangi rüya uğruna neyi kesiyorsun? Hangi rüyanın gerçekleşmesini istiyorsun? Nasıl bir rüyanın?

Rüyan ne ki ey talib, kurbanın ne olsun?

Rüyan kadar kurban kesebilirsin! Düşün kadar. Düştüğün, düşebildiğin kadar.

İnan bana, ancak günahların kadar.

* * *

Hiç düşündün mü, İbrahim'in rüyası neydi? Rüyasının içeriği değil ama, gerekçesi?

Ne tuhaf değil mi, eylemiyle gerekçesi aynıydı: rüyası.

Oğlunu kurban etmeye kalkışmasının sebebi de, gerekçesi de sadece düşünde oğlunu kurban ettiğini görmesiydi. Gördüğü için kesmek istedi. Daha da dikkate değer olanı şu ki İbrahim gördüğünü kesmek istedi.

Elinde rüyasından başka ne vardı?

Hiçbir şey!

Sadece bir rüya. Bir rüya uğrunaydı herşey. Sade bir rüya için.

* * *

Adamı adam edecek tek şeydir rüyası!

İşte bu nedenle sana "Kurbanın nedir?" diye sormuyorum ey talib, sen asıl rüyanı söyle! Kendi rüyanı.

Görülmeye değer neyin var ki kesebilesin, kesmekle mükellef olasın? Neyi gördün ki neyi keseceksin? Başkalarını rüyasını konuşmayı bırak da söyle, senin rüyan ne?

Düşlerinde, görülmeye değer olanı görebiliyor musun ki kesilmeye değer olanın dedikodusunu yapıyorsun?

Elindeki bıçağı göre göre sana koşan sevgiliyi mi gördün düşünde? Bakmaya bile kıyamayacağına mı kıydın?

Ne yazık ki hayır! Rüya da başkalarına ait, kurban da!

* * *

Bütün peygamberler rüya ile şereflendirildiler. Bütün velîler... bütün ârifler...

Göğün onlara hediyesiydi rüya. Bir yanda gerçekler vardı, bir yanda rüyalar...

Arzın gerçeklerine mukabil, semânın rüyaları... Arzda varolmanın tek yolu duyular ve akıl, semâda varoluşun biricik yoluysa muhayyile...

Dervişin tek tesellisi. Varlık sebebi. Rüya.

Bedeli de kurban. Perdenin arkasına bakmanın cezası.

Önceden görmenin. Görülmeye değer olanı görmenin.

* * *

Bana gelince, benimkisi bir günahkârın günlüğü. Yırtık pırtık.

Bıçağı elinde tutan değilim ben. Kimseyi görmedim düşümde. Görüldüm. Ne rüyam var benim, ne önümde bir kurban.

Dedim ya, görülenim ben. Bıçağı elinde olanın ayaklarına dibine düşecek olan. Tutan değil, tutulan. Cazibem yok, meczubum çünkü.

Çağırmana gerek yok, kendim gelirim. Kendiliğimden. Bir bakışınla kan kesilirim. Saklama bıçağını, hakikaten incinirim.

Okşasın da bıçağıyla okşasın sevgili, derim, hiç şikâyet etmem, elinin tenime her değişinde cânına can veririm.

Sana ancak gözlerin kapalıyken görünürüm.

Gözlerini açarsan, dayanamam ey yâr, hemen ayaklarının dibinde ölüveririm.

Dücane Cündioğlu
20 Kasım 2010
Yenişafak
Eilahiyat Temsilcisi Olmak İstiyorum

mumessil@eilahiyat.com
iletisim@eilahiyat.com (mail / msn)


(e) Format, Buraya Tıklıyoruz..

 

Hızlı yanıt'ı kullanarak çabukça ileti gönderebilir, iletilerinizde gülümseme ve bbc kullanabilirsiniz.

Not: Bu konu bir moderatör tarafından onaylanmadan görüntülenmeyecektir.
Kullanıcı Adı: E-Posta:
Doğrulama:
oruc acmaya ne ad verilir? kucuk harflerle yaziniz.: