Gönderen Konu: Oruç Hakkındaki Sorular ve Cevapları  (Okunma sayısı 468 defa)

0 Üye ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.

ayseker

  • Ziyaretçi
Oruç Hakkındaki Sorular ve Cevapları
« : Ekim 04, 2007, 07:05:03 ÖS »
Ali Umuç/Sorular ve Cevaplarım


Oruca niyet etmek gerekir mi? Evet! Oruca niyet edilmelidir. Evet bütün ibadetlerde olduğu gibi oruçta da niyet etme vardır. Bir hadiste “amellerin niyete göre değerlendirileceğinden “ bahsedilmiştir.  Kur’an-ı Kerim’de de belirtildiği gibi oruç imsak vaktinde başlayan ve iftara kadar süren bir ibadettir. Bu ibadetin oluşabilmesi için niyet etmek gerekir.  Bu ayetten de anlaşılabilen bir durumdur. Aynı zamanda Kur’an’ı te’kid eden ve açıklayan, Kur’an merkezli sünnetin ortaya çıkmasının vasıtalarından birini oluşturan Kur’an merkezli hadislerle de niyetin gerekliliği açıklanmıştır. Hz Hafsa’ dan gelen “Fecirden önce oruca niyet etmeyenin orucu yoktur” [1] rivayeti buna örnektir.  Niyet denince bunun kalbe ait bir şey olduğunu unutmamak gerek. Bunu dil ile telaffuza gerekte yoktur. Bir kişi gecenin herhangi bir saatinde de niyet edebilir. Sahura kalkmakla da niyet etmiş sayılır. Yine gece yatmazdan önce yarın oruç tutmayı düşünüyorsa buda niyet etmek sayılır. Aslında bir Müslüman’ın oruç tutmaya yönelik yapmış olduğu her şey niyet etmek sayılır ve niyet yerine geçer.  

Sahura kalkılması şart mıdır? Hayır! Şart değildir. Kur’an’da da belirtildiği gibi oruç imsak vaktinde başlayan bir ibadettir. Bu vaktin başlangıcına kadar kişi istediği şeyleri yiyip içebilir, isterse cinsel ihtiyacını da imsak vaktinden önce giderir. İşte gecenin bir saatinde uyanıp, yarınki oruç için bir şeyler yemek ve içmek için kalkmasına sahur denir. Hadislerde sahura kalkmanın faydalarından ve sahur vaktinin sona erdiği imsak vaktinden bahseden rivayetlere rastlanılmaktadır.  Bununla birlikte, sahura kalkılması şart değildir. Kişi isterse geceden de niyet edip yatabilir. Biz sahurun çok sevap olduğundan bahseden rivayetleri biraz mübalağalı buluyoruz. Çünkü sahur dini olmaktan çok dünyevi faydaları olan bir şeydir. Çünkü o mükellefi yarınki tutacağı oruca madden hazırlar. Onun uzun günlerde açlık ve susuzluk çekmesini bir yere kadar önler.  Özellikle sabah çok erken işe gidecekler için sahurun bırakılmasında sakınca yoktur. Çünkü bu kişiler gece sahura kalkacak sonra sabah namazı kılacak, daha sonrada işe gidecektir. Bunların arasında uyuma imkanı da olamayacağından bu mükellefe zor gelir. Hele birde gece biraz geç yatmışsa…. Bu yüzden sahurun faydalarını abartarak kişilerin daha önemli işlerinin aksamasına vesile olunmamalıdır.          

İftarda acele etmek şart mıdır? Hayır! Şart değildir. Ama bazı hadislerde iftarda acele edilmesi gerektiğinden bahsedilmiştir.  İsteyen bu hadislere göre hareket ederek iftarda acele eder, isteyende açlık ve susuzluk gibi bir problemi yoksa ve yemek içinde vakti müsait değilse iftarını geciktirebilir.  

Oruç tutan bir mükellefin, oruç tutmaya mani olan hastalığının sınırı ne olmalıdır? Bu konu mükellefin bilebileceği bir şeydir. Dinde bunun ölçüsü yoktur. Kişi oruç tutuğu anda hastalığının artacağını ve zarar göreceğini hissediyorsa dilerse oruç tutmayabilir.  Bu konuda Hanefiler Kur’an’a tamamen zıt bir mantıkla hareket ederek, çıtayı oldukça yüksek tutmuştur. Nasıl mı? Hastalığa karasr verecek olan Müslüman mütehassıs bir doktor olmalı diyerek… Bu tamamen mantıksız bir şey… Çünkü, Köylerde yaşayan o kadar çok insan var ki, bu insanlar Müslüman mütehassıs doktoru nerde bulacak? Bize göre; şehrin göbeğinde ve evimizin karşısında Müslüman mütehassıs bir doktor otursa bile, bizim rahatsız olduğumuzu hissettiğimizde orucu bozabilme hakkımız var. Bu hakkı Kur’an vermiş, başkaları kaide ve kurallarla verilen bu hakkı tekrar bizden alamaz.  Kur’an’ı anlayan hiçbir Müslüman bu kaide ve kurallara itibar etmez. Yıllarca eczacı olmama rağmen ben bile bu saçma fetva ile amel ederek mezhepçiliğin gereğini yaptım ve hasta olduğunu bildiğim kişilere hastalığının tescillenmesi ve böylece oruç bozabilmesi için mütehassıs doktora gönderdim. Bu benim konumumdaki her mezhepçinin takip ettiği bir yoldur. Dikkat ediyorsanız bu yol Kur’an’ın yoluyla aynı değildir. Ve dini yaşamayı zorlaştırmaktadır.  

Oruç tutan bir mükellefin, oruç tutmamayı mübah kılan yolculuğunun sınırı ne olmalıdır? Bu konu mükellefin bilebileceği bir şeydir.  Dinde bunun ölçüsü yoktur.  Kişi kendisine meşakkat vereceğini bildiği herhangi bir yolculukta dilerse orucunu tutmayabilir. Örnek olarak, 3-5 km lik bir mesafede köyden şehre gidecek olan bir mükellefin sabahtan akşama kadar şehirde koşturması gereken zor bir işi varsa, o da bunu yapmakla zorlanacağını düşünüyorsa belirli bir km. yi tutturamadım diye oruç tutması gerekmez.  Bu konu km. ye göre değil mükellefin bilgisine göre düzenlenmelidir.  

Unutarak, uykudayken(uykulu olduğu bir halde) ve hatayla (kar suyu ağzına kaçsa) bir şey yenilip içilse oruç bozulur mu? Bunların her biri hakkında mezheplerin ayrı ayrı görüşleri vardır. Bu görüşlerin birini diğerine tercih edebilmekte doğru değil. Çünkü bu görüşler; zayıf veya uydurma hadislerden sağlıklı veya sağlıksız kıyaslarla çıkartılmışlardır. her birinin diğerleriyle çelişkili olan delili (!) de mevcuttur. Bize göre bu üç halde de oruç bozulmaz.

Unutarak cinsel ilişkiye girmekle oruç bozulur mu? Hayır! Bozulmaz. Alimler bu konuda da kıyasıya tartışmıştır. Unutarak cinsel birleşmenin nasıl olduğunu ben pek anlayamadım, ama yinede hükmü orucu bozmaz. Bilindiği gibi tam bir cinsel birleşme için iki kişiye ihtiyaç var. Bunu biri unutsa diğeri hatırlatmaz mı? Hem de böyle bir şey susamış bir kişinin bir anda su bardağına uzanması gibi basit bir şey değil ki… Ön hazırlığı olan ve belirli bir süreyle oluşan bir şeyde kolay kolay unutma olmaz. Ama olsa da oruç bozulmaz.  

Balgam yutmak orucu bozar mı? Hayır! Böyle bir şeyin oruç bozması mümkün değil.  Ama Hanefi ve Maliki mezhepleri de bizim görüşlerimizi savunmuşken, Şafii ve Hanbelilerde ağza gelen balgamı yutmak orucu bozar denilmiştir. İşte bakın. Mezhepleri gözümüzde boşu boşuna büyütmüşüz. Bu örnek; Oruç gibi bir ibadetin mahiyetin bazı mezheplerce kavranılamadığını ve çok basit bir meselede dahi, Kur’an’ın temel maksatlarına ve insan fıtratına aykırı içtihat ve fetvalarda bulunulduğunu ispatlamaktadır.  Maalesef Allah’ın Müslümanlara sağlamış olduğu kolaylıklar, mezheplerin koymuş olduğu kaide ve kurallarla ortadan kaldırılmıştır.  Bunun sonucunda da; kolay yaşanabilecek olan bu din, her şeye haram diyen bir dine dönüştürülmüştür.  Örnek olarak, konuşmadan dolayı ağızda biriken tükürükle ıslanmış dudakları emmek orucu bozmazmış, ama niye biliyor musunuz? ZARURET SEBEBİYLE… Dikkat edin, mezhepler nerdeyse tükürüğü yutmak bile orucu bozar diyecek kadar insan fıtratına aykırı içtihat ve fetvalarda bulunmuşlardır.

Hamile ve emzikli kadınlar oruç tutmayabilirler mi? Evet! Tutmayabilirler.  Bu kişilerin daha sonraları oruçlarını kaza edip etmeyeceği veya fidye verip vermeyeceği tartışmalıdır. Bazı alimler, bunu hastalığa kıyas ederek kaza etmesi gerekir demiştir. Bazıları da, bu gruptakileri oruca zorla güç yetirebilenler sınıfına dahil edip sadece fidye gerekir demişlerdir. Bize göre, mükellef, bunun ikisinden birini kendi konumuna göre seçebilir. Örnek olarak, iki sene üst üste hamile kalanlar; İbn-i Abbas ve Abdullah İbn-i Ömer’in görüşü olan sadece fidye vermeyi seçebilir. Ve böylece orucunu kaza etmek zorunda kalmaz. Tabi aynı sahabelerin görüşleri, diğer hamile ve emzikli kadınlar içinde geçerlidir. İsteyen hamile ve emzikli bu görüşü tercih edebilir.  

Kadın kocasından izinsiz nafile oruç tutabilir mi? Bütün bunlardan önce şunu açık ve net belirtelim ki, mükellefin tutması gereken oruç Ramazan orucudur. Bu konuda kocasının kadına karışma hakkı yoktur. Nafileleri ise bize göre tutmaya gerek yoktur. Araştırmamızda bütün nafile oruçların ihtilaflı olduğunu gördük. Hatta bu oruçların bazılarını peygamberin bile tutmadığını gördük. (Üç ayları tamamen tutma gibi) Yine bunların bazılarının tutulma sebepleri tamamen Kur’an’a aykırıdır. (Amellerin Pzt, Perşembe arz edilmesi…vb) Sonuç olarak nafile oruç tutmaya gerek yoktur. Ama illa da ben tutacağım diyen kadın, kocasıyla istişare edip oruç tutmaya çalışırsa daha iyi olur. Ama bunu yapmamışsa veya da konuşmuş olmalarına rağmen cinsel arzularına kapılıp orucu bozmuşlarsa mesele kalmaz. Zaten alimlerin çoğuna göre de başlanmış bir nafile orucun bozulmasında kaza gerekmez. Bir kadının kocasının ve kendisinin cinsel isteklerini önemsemeyip nafile oruç tutması İslam dininin temel gayelerine ve insan fıtratına uymamaktadır. Bunu yapmak bazı alimlere göre haram bazılarına göre de mekruhtur. Burada şunu da belirtmek gerekir. Aynı şey erkek içinde gereklidir. [2] Abdullah İbn-i Amr olayında da görüldüğü gibi erkeğinde devamlı oruç tutup, istekli olan hanımının isteklerini karşılamaması durumunda da hüküm aynıdır.      

Ağır bir işte çalışan işçiler oruç tutmayabilirler mi? Evet! Tutmayabilirler. Kur’an-ı Kerim’in Bakara suresinin 184. ayetinde belirtilen “oruç tutmaya zorla güç yetirebilenler” sınıfına giren bu gruptaki kişiler dilerlerse, oruç tutmayıp sadece fidye ödeyebilirler. Bu Allah’ın onlara vermiş olduğu bir kolaylıktır. Hiçbir kişi mezhebi önyargılarla yaklaşarak Allah’ın vermiş olduğu bu kolaylığı iptal  edemez. Ağır işte çalışan işçinin orucu tutup tutmayacağına kendisi karar vermelidir.

Iskat-ı Savm (Ölen birinin sağlığında tutmadığı oruçların fidyelerinin verilmesi)  var mıdır? Bunlar dinde yoktur. Ne Iskat-ı Salat, ne de Iskat-ı Savm diye bir şey yoktur. Bütün bunlar; Allah’ın dinini, hurafeleri esas alarak anlamaya çalışan zihniyetin ürettiği saçmalıklardır.  Bu konuda İmam Muhammed’e ait olduğu öne sürülen görüş, belki kendisine ait değildir. Eğer kendisine aitse bu görüşün Kur’an ayetlerine zıt olduğu ortadadır. Alimlere saygılı olmak adına, onların Kur’an’a zıt olan görüşlerini kabul edecek değiliz. Biz alimlerin fikirlerinden faydalanır, ama gerektiğinde de onları eleştiririz. Bu eleştirilerimizi onlara düşmanlık olsun diye de hizip taassubuyla da yapmayız. Ama zaman zaman eleştirdiğim gelenekçi zihniyet; gelenekçi alimlerin eleştirilmesine şiddetle karşı çıkarak hak hukuktan bahsederken, kendileriyle aynı görüşte olmayan yenilikçi alimleri eleştirmeyi ve onlara her çeşit iftirayı atmayı mübah görmüşlerdir. Anlaşılan bu zihniyet eski alimlerin eleştirilmemek gibi bir hakkı olduğuna inanmış ve kutsamakla onlara saygılı olduklarını sanmıştır. Yine aynı zihniyet eleştirdikleri, hatta tekfir ettikleri alimlerin hak ve hukukunu hiç gözetmeyerek onlarla mücadele etmeyi cihat sanmışlardır. Bize göre eski ve yeni alimlerin hepsinden de Allah razı olsun kendilerinin kitaplarını okuyup bir şeyler öğreniyoruz. Ama bununla birlikte sonradan gelenlerin dini sağlıklı bir şekilde yaşayabilmeleri için onları eleştiriyoruz. Bazen duygusal davranıp eleştiride iğneleyici bir üslupta kullandığımız oluyor, ama dikkat edilirse hiçbir zaman eleştirdiğimiz alimlerin şahsi problemlerini gündeme getirmeyip ilmi alanla eleştirilerimizi sınırlı tutuyoruz.


ayseker

  • Ziyaretçi
Ynt: Oruç Hakkındaki Sorular ve Cevapları
« Yanıtla #1 : Ekim 04, 2007, 07:08:18 ÖS »

Gıybet ve yalan orucu bozar mı? Hayır! Gıybet ve yalan orucu bozmaz. Ama her iki davranışta İslam dininde yasaklanmış olan amellerdendir. Bu yüzden bunlardan uzak durulması gerekir. Bu konuda nakledilmiş olan Ebu Hureyre rivayetini  [ ” Yalanı bırakmayanın orucuna Allah’ın ihtiyacı yok.”] [3] orucu bozan şey diye değil, yalandan sakınmaya teşvik olarak algılamalıyız.   Bu konuda alimlerin çoğu bozmaz derken, içlerinde Süfyan- Sevri, Mücahid, İbrahim, Ameş, Evzai ve İbn-i Rüşdün dediğine göre Zahiriler olan azınlığa göre ise orucu bozar. Orucu bozar diyenlerin delileri Ebu Hureyre’den gelen yukarıdaki rivayet ve yine Ebu Hureyre’den gelen [“Nice oruçlu olan var ki onun orucundan açlıktan başka bir şey yoktur….”] [4] Hadisidir.   

Biraz zorlanarak oruç tutabilenler istediklerinde oruçlarını tutmayabilirler mi?  Evet! Ayette de geçtiği üzere zorlukla oruca dayanan ve bu halde oruç tutabilenler isterlerse oruç tutar, isterlerse de fidye verirler. Kur’an bunu açıklamıştır, ayette mensuh değildir. [5] Kararı da hesabını da mükellefin kendisi verecektir. Mükellef, Allah’ın kendisine dinde bir zorluk yüklemediğinin bilincinde olacak ve çok zorlandığı durumlarda gerektiğinde oruç tutmayıp fidye verebilecektir. Aynı mükellef bununla birlikte oruç ibadetinin önemini bilecek ve oruç tutmanız bilirseniz sizin için daha hayırlıdır ayetini de gözardı etmeyecektir. İslamın temel maksatlarını bilen mükellef, oruç ibadetini de aynı çerçevede değerlendirecek vee bunun kararını kendi konumuna uygun yine kendisi verecektir. Zaten bu bilinçteki bir mükellef, hiçbir zorlanma yokken oruç tutmaktan kaçmaz. 

Diş macunu kullanmakla oruç bozulur mu? Hayır! Ne Misvak kullanmakta, ne de diş macunu ile dişi fırçalamakla oruç bozulmaz. Diş macununun esansının ve tadının boğazda hissedilmesiyle bile oruç bozulmaz. Peygamberimizin oruçlu olarak dişini misvakladığı rivayet edilmiştir. [Amr İbnu Rebia “Ben Resullah’ın oruçlu iken misvak kullandığını sayamayacağım kadar çok gördüm”] [6]

İğne orucu bozar mı? Hayır! İğne vurulması, aşı yapılması orucu bozmaz. Orucun bozulması için yemek içmek ve cinsel ilişkide bulunmak gerekir. İğneden bunların uzaktan yakından alakası yoktur. Şunu da belirtelim ki; İğnelerin çeşitleri vardır. Örnek olarak, bağımlı birinin zaten kullanılması haram olan uyuşturucu iğneyi kullanması orucunu da bozacaktır. Yine oruç ibadetinin tutulma gayelerinden birini ortadan kaldıracak herhangi bir iğneyi vurdurmakta orucu bozar. Örnek olarak açlığı giderici serum kullanmak orucu bozacaktır. Bunun dışında hangi iğne olursa olsun asla orucu bozmaz. Bu konuda antibiyotikli iğnelerle, vitamin iğneleri arasında da hiçbir fark yoktur. Çünkü, vitamin iğnelerinin açlığı ortadan kaldırmadığı herkesçe bilinen bir durumdur. Bazı ilim adamlarının, bu gerçekleri bir kenara koyup iğne yaptırmak zorunda olan mükellefe oruç tutmamak veya da iğnelerini iftarda ve sahurda vurdurmak gibi iki saçma öneride bulunması çok yanlıştır. Mükellefi sahurda iğne vuracak iğneci aratmaya kimsenin hakkı yoktur.   
 

Deri üzerine sürülen ve deri tarafından emilen merhemler orucu bozar mı? Hayır! Bozmaz. Böyle bir merhem açlık ve susuzluğu götürmediği müddetçe orucu bozmaz. 

Adet gören kadın oruç tutabilir mi? Evet! Adet gören kadın isterse oruç tutar, isterse tutmaz. Çünkü, Kur’an-ı Kerim Bakara suresinin 222. ayetinde Adet halinin kadın için bir eza hali olduğunu belirtmiştir. Bu hastalık hali demektir. Hasta olan kişilerde kendi durumlarına göre dilerse oruç tutar dilerse tutmazlar. Kur’an-ı Kerim onların tutamadığı oruçlarını daha sonra tutmaları gerektiğinden bahsetmiştir. [7]  Hz Aişe’den gelen rivayette orucun kaza edildiğini göstermektedir. Sonuç olarak dileyen bu ruhsatı kullanır, dileyen kullanmaz. Ama hiçbir zaman adetli kadının oruç tutması haramdır denilemez.   

Gece içki içen kişi, gündüzünde oruç tutabilir mi? Evet! Tutabilir.Çünkü oruç ibadetinin olabilmesi için imsak vaktinden iftar vaktine kadar yeme, içme ve cinsi münasebetten uzak durmak yeterlidir. Kişi bunu yaptığında oruç tutmuş olur. İçki içmekse Allah’ın yasaklamış olduğu kötü amellerden biridir. Bunu içen kişi yapmış olduğu kötü işin hesabını Allah’a verecektir. Ama o kötü ameli işliyor diye orucunun kabul olmaması düşünülemez. 

Yolculuk yapan biri orucunu yiyebilir mi? Evet yiyebilir. Kendisine meşakkat vereceğini düşündüğü anda isterse yolculuktan önce oruç tutmaz, isterse de yolculuk esnasında zorlandığında orucunu bozar. Bu islamın kolaylık prensiplerinden bir tanesidir. 

Mastürbasyon yapmak orucu bozar mı? Evet! Bozar. Çünkü mastürbasyon yapmakla kişi nefsin isteklerine boyun eğmiş olur. Mastürbasyonun hükmü, cinsel ilişkiye kıyas edilerek verilmiştir. Bu kadın içinde erkek içinde aynıdır. Kadının vibratör veya vibromasaj aleti kullanarak zevk alması da aynı şekilde orucu bozar.   

Diş çektirmek orucu bozar mı? Hayır bozmaz. Yeter ki boğazına herhangi bir şey kaçmasın.

Serinlemek veya başka bir sebeple duş almak orucu bozar mı? Hayır bozmaz. 

Abdest alırken veya guslederken boğaza kaçan az miktarda su orucu bozar mı? Hayır bozmaz. Çünkü bunda hiçbir kasıt yoktur. Hem zaten çok az miktardaki o su susuzluğu da gidermemektedir.

Ağızdaki yemek artıkları orucu bozar mı? Hayır! Bozmaz. Bu yemek artığı mercimek kadar, nohut kadar…vb saçmalıklara gerek yok. Ağızda kalan hiçbir yemek artığı orucu bozmaz. Çünkü, onun mideye gitmesinde ne kasıt var. Nede doyma hissini tatmin var. Bize göre akıllı Müslüman bunlarla uğraşmaz.

Sigara içmek orucu bozar mı? Evet! Bozar. Çünkü bilindiği gibi sigara içmek, bir çeşit bağımlılıktır. Ve bu bağımlılık kişinin bazen nefsi isteklerine boyun eğmesine yol açar. Bu yüzden oruç tutan ve sigara için bir mükellefin nefsine; yemek içmeyi bırakmaktan daha çok sigara içmemek zor gelir. Bu yüzden sigara içmek orucu bozar.   

Nefes açıcı inhaler kullanmak orucu bozar mı? Hayır! Bozmaz. Çünkü bu orucu bozan şeylerin hiçbirisiyle kıyaslanamaz. Bunu kullanmakla kişi hiçbir zaman nefsinin isteklerine boyun eğmez. Zaten bu kişinin açlığını veya susuzluğunu da gidermez. 

Göze, kulağa ve buruna damlatılan damlaları kullanmak orucu bozar mı? Hayır! Bozmaz. Gelenekçi anlayışı savunan alimler bu konuda ihtilaf etmişlerdir. Ama bunların açlığı, susuzluğu veya cinsel tatminsizliği gidermediği ve nefsin isteklerini yerine getirmeye de yol açmadığı için kullanılmasında hiçbir sakınca yoktur.

Erotik bir filme bakmak orucu bozar mı? Hayır! Bozmaz. Orucu bozan şeylerden biri olan cinsel ilişki veya mastürbasyon olmadığı müddetçe oruç bozulmaz. Yine, erken boşalma sorunu olan ve bu gibi filmlere sadece bakmakla boşalabilen kişilerin, bu filmlere bakmasıyla oruç bozulur. Ancak şunu da belirtelim ki, bir Müslüman bu tip davranışlardan uzak durması gerekir. Özellikle de oruçlu kişinin bu gibi davranışlardan şiddetle kaçması gerekir. 

Yemeğin tadına bakmak orucu bozar mı? Hayır! Bozmaz. Çünkü bunda zaruret vardır. Yemeğin tadı boğazdan geçmemiştir. Kişi de zaten bunu yapmakla nefsine yenik düşmüş olmaz. Tadına bakmakla açlık ve susuzlukta giderilmez. 

Evine yoğurt gibi bir gıda maddesi götürmeye çalışan bir tüketici malın kalitesini anlamak için tadına baksa oruç bozulur mu? Hayır! Bozmaz. Bunu yapmadığı takdirde aldatılacağını düşünerek bu gibi gıda maddelerinin tadına bakılmasının sakıncası yoktur. Ancak yutulmamalıdır. 

Bilindiği gibi hasta olan bir kişi oruç tutmayabilir. Ama dinle irtibatı çok sıkı olmayan bir kişi, dinle irtibatını kesmemek için illa da oruç tutmak istiyorum derse ve bu kişinin oruç tutabilmesi içinde günde üç defa kullanması gereken bir sara ilacı varsa, bu kişi oruç tutabilir mi? Bu kişiye oruç tutmamayı öneririz. Ama ısrar ederse, günde üç defa sahurda, öğlen ve iftarda olmak üzere hapını kullanıp oruç tutabilir. Ama hapını alırken su kullanmamalıdır.  Şurup olsa da durum aynıdır.   

Mükellef olmayan küçük çocukların oruç tutmaları gerekir mi? Hayır! Gerekmez. Ama ailesi çocuğun dini duygularını güçlendirebilmek için ona zorlanmaması kaydıyla oruca alıştırabilir ve oruç tutturabilir. Bu o çocuğun oruçla mükellef olduğundan değil, çocuktaki dini duygu ve düşüncenin sağlıklı olarak gelişebilmesi içindir. Tekrar edelim; zayıf ve güçsüz çocukları ibadete alıştıracağız diye işkence yaparmış gibi aç bırakmakta doğru değildir. 

Ramazan hilalini görmeden, takvime göre tutulan oruç geçerli midir? Elbette, zaten günümüzde insanların nerdeyse %100 e yakını hilali görmeden oruç tutmakta ve güneşin battığını görmeden de iftar etmektedir. Bunda hiçbir sakınca yoktur. Kişi kendi toplumuyla beraber, takvime bakarak oruca başlar ve takvime bakarak orucunu bitirir.  Peygamber döneminde sizden her kim o aya erişirse ayetinin uygulaması için hilale bakılmıştır. Şimdi Ramazan ayının girişini tespit için hilale bakmaya gerek yok. Ayın hareketlerini çok iyi takip eden ilim adamlarının görüşlerine uymak  sünnete uymak demektir. İlla da ben hilal gözetleyeceğim demek ise, sünnetin ruhuna aykırı davranmaktır. Sünnete fıkhi ve içtihadi yaklaşmak yerine şekli yaklaşan bu kardeşlerimizi bilgilendirebilmek için çalışmalıyız. Ancak onlar hilale göre tutmayı yeğlerlerse, kendi tercihleridir, bu yüzden onlara karışamayız. Esasen rahatsızlık, laik bir devletin kurumu olan diyanete duyulan güvensizlikten kaynaklanmış olabilir. Tabi bunda İslam ülkelerinin liderliğini yapabileceğini sanan bazı devletlerin sinsi girişimlerini ve bu devletlerden hilal gördüğü için maddi mükafat alan kişileri de hesaba katmak gerek…

Ali Umuç

 

Hızlı yanıt'ı kullanarak çabukça ileti gönderebilir, iletilerinizde gülümseme ve bbc kullanabilirsiniz.

Not: Bu konu bir moderatör tarafından onaylanmadan görüntülenmeyecektir.
Kullanıcı Adı: E-Posta:
Doğrulama:
hicri takvimin ilk ayi hangisidir: